(743 S. K. m. 246) (4721 S. K. m. 289)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava 7.2.1995 doğumlu Taylan'ın nesebinin reddi davası olup, mahkemece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 289. maddesi uyarınca çocuğun doğumundan dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile dava ret edilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 246. maddesine dayanarak davalı tarafından kandırılması (iğfal) sebebiyle küçüğün kendi çocuğu olmadığını 9.6.2000 tarihinde öğrendiğini iddia edip davayı öğrenme tarihinden itibaren bir aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.6.2000 tarihinde açmıştır. Davanın açılış tarihinde yürürlükte bulunan Türk Kanunu Medenisinin 246. maddesine göre nesebin reddi davasını açmak için azami bir dava süresi öngörülmemiştir. 4721 sayılı Kanunun 289. maddesinde öngörülen 5 yıllık azami dava açma süresi, 4722 sayılı Yürürlük Kanununun 20. maddesi nazara alındığında 4721 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden itibaren başlaması gerekir.
Şu halde, davacının dava açmak konusunda kandırıldığı (iğfal edildiği) iddiası yönünden taraf delilleri toplanıp, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 246. maddesi şartlarının tahakkuk etmesi halinde işin esası yönünden inceleme yapılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken 4722 sayılı Yürürlük Kanununun 20. maddesi dikkate alınmadan hak düşürücü süreden davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyize konu kararın belirtilen sebeplerle (BOZULMASINA),
bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 23.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
YKD Mayıs 2003
Full & Egal Universal Law Academy