(4721 S. K. m. 289) (743 S. K. m. 246) (4722 S. K. m. 20)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava 12.9.1993 doğumlu Habibe ve 28.1.1995 doğumlu Hacer Daşdemir'in, neseplerinin reddi davası olup, mahkemece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 289. maddesi uyarınca çocukların doğumundan dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle dava ret edilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 246. maddesine dayanarak davalı tarafından kandırılması (iğfal) sebebiyle küçüklerin kendi çocukları olmadığını 31.7.2001 tarihli doktor raporuyla öğrendiğini iddia edip, davayı öğrenme tarihinden itibaren bir aylık hak düşürücü süre içerisinde 27.8.2001 tarihinde açmıştır. Davanın açılış tarihinde yürürlükte bulunan Türk Kanunu Medenisinin 246. maddesine göre nesebin reddi davasını açmak için azami bir dava süresi öngörmemiştir. 4721 Sayılı Kanun'un 289. maddesinde öngörülen 5 yıllık azami dava açma süresi, 4722 Sayılı Yürürlülük Kanunu'nun 20. maddesi nazara alındığında 4721 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden itibaren başlaması gerekir.
Şu halde; davacının dava açma konusunda kandırıldığı (iğfal edildiği) iddiası yönünden taraf delilleri toplanıp, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 246. maddesi şartlarının tahakkuk etmesi halinde işin esası yönünden inceleme yapılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken 4722 Sayılı Yürürlük Kanununun 20. maddesi dikkate alınmadan hak düşürücü süreden davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyize konu kararın belirtilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy