(4721 S. K. m. 337) (4787 S. K. m. 4)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden S.E.R. ile vekili Av. Ş.K. ve karşı taraf M.Y.Ç ile vekili Av. R.A. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Aracı kurum Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı evlilik dışı ilişkiden dünyaya gelen 8.11.1999 doğumlu küçük D.Y.Ç' nin annenin rızası alınmadan babası tarafından kaçırılarak Türkiye'ye getirildiğini belirterek Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme uyarınca iadesine karar verilmesini istemiştir.
Lahey'de kabul edilen Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşmeye küçüğün mensubu olduğu Amerika Birleşik Devletleri 1.7.1988'de, babanın mensubu olduğu Türkiye Cumhuriyeti ise 3.11.1999'da iştirak etmişlerdir. Sözleşmenin amacı, çocuğun kanuna aykırı olarak yer değiştirmesinin zararlı etkisinden korumak, mutat ikametgahı (yerleşim yeri) devletine dönüşünü teminat altına almaktır.
Toplanan delillerden küçük D.Y.Ç.' nin evlilik dışı ilişkiden dünyaya geldiği 5.5.2002 tarihinde babası tarafından mutat ikametgâhından alınarak Türkiye'ye getirildiği anlaşılmaktadır. Ana ve çocuk Amerikan vatandaşı, baba ise Türk vatandaşıdır. Evlilik dışında doğmuş çocuk ile ana arasındaki kişisel ve mali ilişkilere ananın milli hukuku, çocuk ile baba arasındaki kişisel ve mali ilişkilere ise babanın milli hukuku uygulanır. (2675 S.K.m.17) Baba Türk olduğuna göre Türk Hukukunun tatbiki gerekmektedir. Medeni Kanunun 337. maddesi; ana babanın evli olmaması halinde velayetin anaya ait olacağım öngörmüştür. Velayetin anadan alındığına veya kaldırıldığına dair bir karar da getirilemediği-ne göre küçüğün velayetinin anada olduğunun kabulü gerekmiştir.
Küçük D.Y.Ç. 05.05.2002'de mutat meskeninden (yerleşim yerinden) alınarak Türkiye'ye getirilmiş dava ise aradan beş ay iki gün geçtikten sonra 7.10.2002'de açılmıştır. Kaçırma üzerinden bir yıl geçmeden başvurulduğuna ve sözleşmenin 13. maddesindeki koşullar oluşmadığına göre sözleşmenin 12/1. maddesinin aradığı şartlar gerçekleşmiştir. Baba hakkındaki Amerika Birleşik Devletleri makamlarınca verilen kararlar ve alınan önlemlerin bu davaya etkisi yoktur. Çocuğun yararı analık ve babalık duygularından önce dikkate alınmalıdır.
Sözleşmenin şartları gerçekleşmiştir. Davanın kabulü gerekir. Açıklanan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından ( MK. md. 118-494) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün 1.bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 375.000.000 TL. vekalet ücretinin M.Y.' dan alınıp S.E.R.' e verilmesine, temyiz peşin harcının temyiz eden müdahile geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 10.02.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy