(4721 S. K. m. 186, 215, 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kesin mehil gereğinin süresinde yerine getirilmemesine göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalı 26.11.2002 tarihli cevap dilekçesi ile kendisi ve çocuk için herhangi bir nafaka talebinin olmadığını açıklamış mahkemece 17.12.2002 tarihli oturumda resen dava tarihinden itibaren çocuk için 30.000.000, kadın için 50.000.000 tedbir nafakası verilmiştir. Davalı vekili 19.06.2003 tarihli dilekçesi ile çocuk için resen verilen tedbir nafakasının iştirak nafakasına dönüştürülmesini talep etmiştir.
Boşanma veya ayrılık davası açılmışsa hakim davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. 186/1) geçimine (TMK. md. 186/3) malların yönetimine (TMK. md. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK. md. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır. Anne babanın gerek birbirlerine gerekse müşterek çocuklarına karşı bu görev ve yükümlülükleri; boşanma kararının kesinleşmesine ve kural olarak çocukların ergin olmalarına kadar devam eder ve yinelenen görev ve yükümlülüklerdendir. Dolayısıyla taraflardan birinin diğerinden talebinin olmadığını beyan etmesi talep tarihinden geriye doğru sonuç doğurur, ileriye dönük haktan feragat sonucunu doğurmaz. Şu halde daha sonra talep edilme olanağı vardır.
Somut olayda davalı kendisi ve çocuk için nafaka ve tazminat istemediğini açıklamış ancak daha sonra yalnızca çocuk yönünden tedbir ve iştirak nafakası talebinde bulunmuştur. Kadının gelir sahibi olduğu ve kendisi için talebinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru değildir. Yine çocuk yönünden ise talep tarihi olan 19.06.2003 tarihinden hükmün kesinleşmesine kadar tedbir, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra iştirak nafakasına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1171 - 446 sayılı ve 23.06.2003 tarihli kararında davalı ve çocuk için nafaka düzenlenmesine dair 3. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine 3. bent olarak müşterek çocuk için 19.06.2003 tarihinden boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar tedbir, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra da iştirak nafakası olarak devam etmek üzere 30.000.000 TL nafakanın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davalı istemediğini beyan ettiğinden lehine tedbir nafakası hükmedilmesine yer olmadığına şeklinde hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının l. bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, hükmün 3. bendinin hükümden çıkarılmasına, hükmün 3. bendinin müşterek çocuk için 19.06.2003 tarihinden boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar tedbir, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra da iştirak nafakası olarak devam etmek üzere 30.0.000 TL. nafakanın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davalı istemediğini beyan ettiğinden lehine tedbir nafakası hükmedilmesine yer olmadığına şeklinde düzeltilerek hükmün bu şekilde ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 05.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy