(4721 S. K. m. 166) (743 S. K. m. 134)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
4722 sayılı kanunun 1.maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.
1-Davacı vekili yargılamanın ilk oturumunda tanıklarının hazır olduğunu bildirerek bu tanıklarını dinletmiş ve aynı oturumda başka delilinin bulunmadığını belirtmiştir. Davacının sonradan gösterdiği tanık Cemil dinlenemez. (HUMK. md.274) Dinlenilmiş olsa bile ifadesine itibar edilemez.
Medeni Kanunun 134/1-2.maddesi uyarınca; (4721 S. 166) Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun134/l maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2-Davalının harcı yatırılarak açılmış bir dava veya karşı davası bulunmadığı halde kesin hüküm oluşturacak şekilde kadının eşya taleplerinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyize konu kararın gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 13.03.2003
Full & Egal Universal Law Academy