(1086 S. K. m. 427)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün yasa yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Kanun yararına temyiz; Yargıtay incelemesinden geçmemiş olan ve kararın yanlış olduğunun ve kanunun kesin hükümde belirtildiği şekilde uygulanamayacağını açıkça duyurulması, böylece iler ki uygulamalarda bu yolda yanlışa düşmenin önlenip mahkemelerin uyarılmasıdır. Maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen kararlar hakkında yasa yararına bozma yoluna gidilemez. Bunların her an için değiştirilmesi yeniden düzenlenmesi imkan dahilindedir.
Mahkemece; 24.10.2001 tarihli son oturumda tarafların boşanmalarına, müşterek çocuk Sümeyya, Bilal ve Meryem'in velayetinin babaya bırakılmasına karar verilmiş, gerekçeli kararda, kısa karara aykırı olarak velayet düzenlemesi yapılmamıştır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur. Ancak bu yön taraflarca temyiz edilmemiş, hüküm 19.12.2001 de kesinleşmiştir.
a) Velayetle ilgili kararlar teknik anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Değişen şartlar karşısında tadil edilmesi, düzenleme yapılmamışsa yeniden hüküm oluşturması her an için imkan dahilindedir.
b) 24.10.2001 günlü, temyiz edilmeyerek kesinleşen kararda hukuka aykırı bir yön yoktur. Dosya içersindeki yanlış uygulamalar nedeniyle de yasa yararına bozma yapılamaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6 maddesindeki şartlar oluşmamıştır. Bu nedenle isteğin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenle de Cumhuriyet Başsavcılığının yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE oyçokluğuyla karar verildi. 08.04.2003
MUHALEFET ŞERHİ
Tefhim edilen kısa kararla, gerekçeli karar arasında velayet yönünden çelişki meydana getirilmiştir. Yazılı emir gibi bozma kanaatiyle değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (HUMK. md. 388) (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy