(2675 S. K. m. 12, 18, 37, 38, 42) (4721 S. K. m. 308, 313)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı dava ile davacı A. Y. ile yabancı uyruklu eşinin M. K.'i evlat edinmelerine ilişkin A. Mahkemesi kararının tanınması isteği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tanıma talebinin incelenmesi ve karara bağlanması tenfiz davalarındaki usul ve esasa tabi olup, 2675 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi zorunlu olduğu halde bu yön göz önünde tutulmadan verilen fotokopi ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Tanınması istenilen, T. K. Asliye Hukuk Mahkemesince davacı ve eşinin daimi ikametgâhlarının Berlin olarak kabul edildiği görülmektedir.
2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 18/2. maddesi hükmüne göre, Evlat edinmenin hükümleri evlat edinenin milli hukukuna, birlikte evlat edinme halinde ise evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabidir.
Aynı Kanun'un 12/2. maddesinde de, Evlenmenin genel hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde, müşterek ikametgah hukuku, bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku, bunun da bulunmaması halinde Türk Hukuku uygulanır. Hükmü mevcut ise de;
Anılan Kanun'un 42. maddesi uyarınca, mahkemece tanıma kararı verilebilmesi için yabancı ilamın 38. maddenin (a) ve (d) bentleri haricindeki tenfiz şartlarını taşıdığının tespit edilmesi gerekmektedir.
38. maddenin (c) bendinde, tenfizi istenilen ilamın Türk kamu düzenine aykırı olmaması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Evlat edinme ehliyet ve koşulları kamu düzenine ilişkin olup, dava tarihinde yürürlüğe girmiş olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 308. maddesi hükmüne göre, evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şarttır.
313. maddesi gereğince ise, evlat edinenin alt soyu bulunmaması koşuluyla ergin veya kısıtlı evlat edinilebilmektedir.
Dosyada mevcut nüfus kaydına göre 4.11.1970 doğumlu A. Y. ile evlat edinilen 28.6.1982 doğumlu davalı Muhammet arasında 12 yaş fark bulunmasının yanı sıra davacının N., E., Ö., S. adında çocukları olduğu da anlaşılmaktadır.
Mahkemece tanınması istenilen yabancı mahkeme kararının Medeni Kanunun 308. ve 313. maddesindeki şartları taşımadığından Türk kamu düzenine aykırı olduğu hususu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 30.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy