(4721 S. K. m. 10, 407) (1086 S. K. m. 38, 73)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: K. Ö...'e velayeten annesi S... K... vekili tarafından davalılar aleyhine açılan dava ile, davalılardan F.. Ö...'e ait kimliği kullanan H... A.. ile davacı S...'ün 30.9.1995 yılında evlendikleri, bu evlilikten K.. adında çocukları olduğu ve tarafların 1998 yılında boşandıkları, ancak kimliğinin kullanılması nedeniyle, F... Ö.'ün nüfusuna kayıtlı bulunan K.'ın, babası olan H. A.'ın nüfusuna kaydedilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden, davalı H. A..'ın bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olması nedeniyle L. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.7.2001 gün ve 2001/519 esas, 2001/660 karar sayılı kararı ile kısıtlanarak, babası S. A.'ın velayeti altına alındığı, itirazı üzerine L. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.6.2002 günlü kararı ile vasi olarak N... A.'ın atandığı, 6.11.2002 günlü ek karar ile vasinin husumete mezun kılındığı görülmektedir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 407. maddesi uyarınca bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır.
Aynı Kanunun 10. maddesi gereğince, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38. maddesi hükmüne göre, "Davaya ehliyet Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur." 73. maddesi gereğince de, hakim her iki tarafı usulüne uygun davet etmedikçe hükmünü veremez.
Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate almak zorundadır. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.2.1990 gün ve 10410-1838 sayılı kararı )
Mahkemece davalılardan hükümlü H. A.'a itirazı üzerine vasi olarak atanan ve husumete mezun kılınan N... A..'a dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek davaya katılması sağlandıktan sonra, savunması ve delilleri sorulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, vasiye tebligat yapılmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy