(4721 S. K. m. 141) (743 S. K. m. 109)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekilinin, 21.11.2001 tarihli dava dilekçesi ile davalılar aleyhine açtığı davada, müvekkili N. G. ve müteveffa İ. K.'ın 1984 yılında evlenmelerine rağmen evliliğin nüfus kayıtlarına işlenmediğini belirterek evliliğin tespitine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 109. maddesinde "evlendirmeye memur olanlar, evleneceklerden her birine, birbirleriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar; muvafakat cevapları üzerine evlenmenin her ikisinin rızasıyla kanunen akdedilmiş olduğunu beyan eder" hükmü mevcuttur.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 141. maddesi, sözü edilen kanun maddesini karşılamaktadır.
14.06.1965 ve 3/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, evlenme akdinin geçerli olarak meydana gelebilmesi için evlenecek kişilerin yetkili memur önünde bu amaca uygun idare bildiriminde bulunmalarının yeterli olduğu belirtilmiştir.
Davacı ile İ. K.'ın evlendirme memuru önünde evlenmek istediklerini beyan ettiklerine dair bir delil bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 06.12.2004
Full & Egal Universal Law Academy