(1086 S. K. m. 151, 388)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hüküm açık ve infazda tereddüde yer vermeyecek şekilde kurulmalıdır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 455. ve devamı maddeleri uyarınca tavzih isteminin taraflara tebliği ve gelmeseler bile evrak üzerinde karar verilmesi gereklidir. Tavzih dilekçesi üzerine taraflara tebligat yapılmadan, yazılı şekilde hükmün düzeltilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kısa kararla gerekçeli karar arasında görüşme gün ve saatlerinde çelişki yaratılmış, kısa karar usule uygun kurulmamıştır.
Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi gerekir. Mahkeme verdiği hüküm ile, hükmüne şekilde tefhim ettiğini duruşma tutanağına yazmak zorundadır. [HUMK. 15V2] Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun, 3156 Sayılı Kanunla değiştirilen 381. maddesi, hükümlerin ne şekilde tefhim edileceğini düzenlemektedir. Bu madde hükmüne göre, mahkeme, hazır olan tarafın iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararı tefhim eder.
Kararın tefhimi, en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
Zorunlu nedenlerle yalnız hükmün sonucunun tefhim edildiği hallerde gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak on beş gün içinde yazılması gerekir.
Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Zorunlu nedenlerle hükmün gerekçesi ile birlikte tamamen yazılamadığı hallerde mahkeme sadece hüküm sonucunu tefhim etmekle yetinebilir. Hüküm sonucunun ne olduğu ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Mahkeme "istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde" duruşma tutanağına geçirtip okumadan; "ekli karar tefhim edildi", "gerekçeli kararın mahkeme kaleminden alınmasına" veya benzeri şekilde tutanağa geçirilen beyanlarla hükmü tefhim etmiş sayılamaz.
Mahkemece son oturum tutanağında "dosya içersindeki Dr. İ. ve mahkememiz uzmanı H. görüşleri doğrultusunda çocukla baba arasındaki görüşmenin bu şekilde yürütülmesine ilişkin ekli karar okundu" denmekle yetinilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/II. maddesinde gösterildiği şekilde hüküm sonucunu belirtmeyen böyle bir beyanla hüküm tefhim edilmiş ve hukuki varlık kazanmış sayılamaz. Başka bir anlatımla, hakim yargılamayı sona erdirdiği oturumda hiçbir karar vermemiştir. Diğer taraftan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428/11. maddesindeki hükmün sonucunu etkilemeyen usul yanlışlıklarının bozma sebebi yapılamayacağına ilişkin kural, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381. ve 388. maddesine uygun şekilde duruşma tutanağına geçirilip tefhim edilen hükümlerle ilgilidir. Yukarıda açıklanan nedenler karşısında ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut olmadığından anılan 428. maddenin uygulanması da söz konusu bulunmamaktadır. Bu bakımdan yeniden yargılama yapılarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381. ve 388. maddelerinde 10.04.1992 günlü ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda gösterildiği şekilde hüküm verilmek üzere temyiz olunan kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy