(4721 S. K. m. 301, 337, 426) (743 S. K. m. 298) (1086 S. K. m. 91)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, oyçokluğuyla karar verildi. 15.02.2005
MUHALEFET ŞERHİ
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu eski kanundan farklı olarak evlilik haricinde doğan çocuğun anasının çocuk üzerinde velayet hakkının varlığını kabul etmiştir. (TMK. md. 337/1) Kanun koyucu evlilik dışında doğan çocuğun anasının çocuk üzerinde velayet hakkının varlığını kabul etmekle birlikte 301. maddede babalık davası açma hakkını anadan bağımsız olarak çocuğa da tanıdığına göre, çocuk adına bu hakkın ancak atanacak bir kayyım tarafından kullanılması mümkün olur. Böyle bir işte çocuğun yasal temsilcisi olan anası ile çocuğun menfaati çatışma halindedir. (TMK. md. 426/2) Bu bakımdan yeni Medeni Kanununda eski kanundaki kayyım tayinini mecbur kılan 298. maddeyi karşılayan açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, yukarda açıklanan hükümlerin sonucu olarak; evlilik dışında doğan çocuğa babalık davası açmak üzere kayyım atanması yine zorunludur. Böyle bir talep kendisine iletilmiş olan vesayet makamı bu talebi sonuçlandırmak zorundadır.
Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir. (HUMK. md. 91) Davada iki taraf bulunmamaktadır. Öte yandan dava kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Vazgeçme (feragat) geçerli değildir. Bu bakımdan işin esası hakkında deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu açıklanan gerekçelerle bozulması kanaatiyle değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy