(4721 S. K. m. 118, 426, 648, 676, 677) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Kanunun 648. maddesi; açılmış mirasta, mirasçılardan birinin payını devralmış veya haczettirmiş olan yada elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıya sulh hakiminin bu mirasçının yerine paylaştırmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Alacaklı Medeni Kanunun 676, 677 maddeleri uyarınca mirasçıdan bir kısım haklarını devralmış yahut mirasçılardan birinin miras payını haczettirmiş yada mirasçılardan biri hakkında borç ödemeden aciz belgesi elde etmiş olabilir. Böyle bir durumda mirasçının açılmış terekedeki haklarını gereği gibi koruyamaması yahut diğer mirasçılarla anlaşıp alacaklıyı zararlandırma yoluna gitmesi imkan dahilindedir. İşte bu halde mirasçının ve dolaylı olarak alacaklının hak ve menfaatlerinin korunması bakımından mirasçıya kayyım atanması gerekmektedir. Kayyımın görevi borçlu mirasçıyı temsil etmektir. Temsil kayyımlığı Medeni Kanununun 2. kitabında yer alan 426. maddesinde düzenlenmiştir. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Medeni Kanununun 648. maddesi kayyımı sulh hakiminin tayin edeceğini öngörmüştür. Daha sonra 18.01.2003'te yürürlüğe giren 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde; Medeni Kanunun ikinci kitabından kaynaklanan (MK. md. 118-494) tüm davaların Aile Mahkemesinin görevine girdiğini, 7. maddesi de vesayet makamı ile denetim makamının hangi mahkemelerin olacağını açıklamıştır. Sonraki kanun önceki görev kuralını değiştirmiştir. Bu açıklama karşısında Aile Mahkemeleri olarak işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 22.03.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy