(4721 S. K. m. 301) (1086 S. K. m. 49)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1 - Davacının temyizinin harcı ve kaydı bulunmadığından incelenmesine yer olmadığına,
2- Davalı nüfus müdürünün temyizi yönünden;
Temyiz edilen karar temyiz eden tarafa 6.6.2003 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK. 432) 15 günlük süre geçtikten sonra 27.10.2003 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2494 Sayılı Kanunla değiştirilen 432. maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2494 Sayılı Kanun ile değişik 432/4. maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği (1.6.1990 günlü ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nca karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekir.
3- Cumhuriyet Savcısının temyizine gelince; dava nüfus kanununun 46. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesi davası olmayıp, Türk Medeni Kanunu'na dayanılarak açılan babalık davası niteliğindedir. Davanın Hazineye yöneltilmeden (TMK. 301/son madde) eksik hasımla yargılamaya devamla hüküm tesisi doğru olmamıştır.
4- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından (MK. md. 118-494) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur.
Sonuç: Temyize konu kararın 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, davacının temyiz isteğinin 1. bentteki nedenlerle incelenmesine yer olmadığına, nüfus müdürünün temyizinin ise 2. bentteki sebeplerle REDDİNE, oybirliği ile karar verildi. 06.04.2004
Full & Egal Universal Law Academy