(4722 S. K. m. 17) (743 S. K. m. 6, 603)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Miras, miras bırakanın ölüm günündeki hükümlere göre mirasçılarına intikal eder. ( 4722 S.K.m.17 )
743 Sayılı Medeni Kanununun 603. maddesi; Kanuni mirasçıların, miras hisselerine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları terekeye iade ile birbirlerine karşı mükellef olduklarını, müteveffa tarafından hilafına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça furu lehine bahsedilen cihaz tesis masrafı, borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair surette bahsedilen menfaatlerin iadeye tabi olacağı hükme bağlamıştır.
Miras bırakanın sağlığında kendi malvarlığından ileride kanuni mirasçı olacak kişilere kanuni yükümlülüğü olmadan karşılıksız kazandırmalar yapması ve bu kişilerin kazandırma almamış mirasçılarla birlikte mirasın paylaşılmasına katılması halinde, mirastan hiç pay almamış gibi paylaşmaya iştirak etmesi yada aldığını muhafaza edip, onun değerinin mahsubunun yapılıp denkleştirme yoluna gidilmesi gerekmektedir. Kanuni mirasçıların miras bırakandan aldıkları teberruların denkleştirmeye tabi tutulabilmesi için denkleştirmenin miras bırakanca istenmesi ve işlemin miras payına mahsuben yapıldığının anlaşılmasına bağlıdır. Furu yararına bahşedilen cihaz tesis masrafı, borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair surette bahsedilen menfaatler aksi açıkça emredilmedikçe herhalde ( kendiliğinden ) kanun gereği denkleştirmeye tabidir. Burada, asıl olan miras bırakanın iradesidir.
Furu yararına yapılan bağışların onun miras payına mahsuben yapılmış olması kuraldır. Bu düşünce miras bırakanın çocukları arasında eşit davranacağı esasından kaynaklanmaktadır. Maddede "hilafına bir teberru yapılmış olmadıkça" şeklindeki ibare ile ifade edilmiştir. 743 Sayılı Medeni Kanununun 603/2. maddede sayılan hallerde ispat yükü yasal karineden yararlanan davacıya ait olmayıp karinenin aksini iddia eden lehine tasarrufta bulunan davalıya aittir. 603/2. maddenin dışındaki tasarruflarda ise ispat külfeti Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince davacıya düşmektedir.
Davacı; babası Muhsin'in sağlığında 652 numaralı parseli kardeşi davalıya miras hissesine mahsuben verdiğini belirterek terekeye iadesine bunun gerçekleşmemesi halinde tenkisine karar verilmesini istemiştir. Dava konusu 652 numaralı taşınmaz 11.9.1957 tarihinde miras bırakan Muhsin tarafından davalıya bağış yolu ile intikal ettirilmiştir. Dosya içeriğine göre altsoy yararına yapılan bağışın 743 Sayılı Medeni Kanunun 603/2. maddesinde ifadesini bulan çeyiz kuruluş sermayesi, borçtan kurtarmayı sağlamak amacına yönelik bulunmadığı gibi benzeri menfaatlerden olmadığı da anlaşılmaktadır. Davacı yapılan kazandırmanın iadeye tabi olduğunu ispatlamıştır. ( 743 S.MK.m.6 ve 603/1 ) Bu açıklama karşısında davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. ( HGK.19.12.1990 gün ve 1990/2-534-648 S.kararı )
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy