(4721 S. K. m. 575) (743 S. K. m. 517) (4722 S. K. m. 17) (2675 S. K. m. 22) (2644 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre Hazinenin temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacıların temyizine gelince;
Miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. Herhangi bir işleme tabi olmadan kendiliğinden mirasçılara intikal eder. (TKM. 517/1, TMK. 575/1)
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 Sayılı Yürürlük Kanunu md.17)
Miras, ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku uygulanır. (2675 Sayılı MÖHUK. m. 22/1)
2644 Sayılı Tapu Kanununun; 3.7.2003 tarihli 4916 Sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 35. maddesi:
..karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilirler. Karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında yabancı devletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına veya yabancı ülkede bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına veya ticaret şirketlerine de tanınması esastır
.. hükmünü getirmiştir.
Kanun, karşılıklılık ilkesinin ne şekilde belirleneceğini göstermemiştir. Türk Yabancılar Hukukunun genel ilkelerinden olan karşılıklılık, en az iki devlet arasında yapılmış olan bir anlaşma ile tanınabilir (Ahdi mütekabiliyet) ya da iç hukukta (yazılı mevzuatta) bir engel koymama biçiminde yer almış olabilir. (Kanuni karşılıklılık)
Ancak en önemli nokta, 28.5.1927 tarihli 1062 sayılı Mukabele'i Bilmisil Kanununda ifade edildiği üzere idari karar veya istisnai kanunlarla, Türk uyruklular bakımından mülkiyet hakkının kısmen veya tamamen sınırlanıp sınırlanmadığının, daha açık bir ifade ile fiili karşılıklılığın belirlenmesidir. Yabancı ülke mevzuatında, bir engel olmamakla beraber, Türk vatandaşlarının o ülkede taşınmaz mal edinmeleri şu veya bu biçimde fiilen engelleniyorsa Tapu Kanununun 35. maddesinde açıklanan edinme engelinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Bunun yanında yabancı ülke; taşınmazın bulunduğu yer bakımından (örneğin kıyı ve sınır bölgelerindeki taşınmazlarla ilgili) izne bağlılık ve yasaklamalar getirilmişse bizim mevzuatımız bakımından engel olmasa bile, kıyı ve sınır bölgelerindeki taşınmazın yabancı tarafından edinilebileceği kabul edilemez.
Davacıların Yunan uyruklu olduğu tartışmasızdır. Miras bırakanlardan Stavro Thedorou'nun 26.2.1968'de, Aleksandra Thedorou'nun ise 18.5.1998 'de öldükleri anlaşılmaktadır.
İncelenen diğer dava dosyalarında, örneğin Beyoğlu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen 1990/1131 sayılı davaya Adalet Bakanlığından verilen 21.08.1991 tarihli 36714 sayılı yazıda Yunanistan Medeni Kanunun 4. maddesinde yabancı, Yunan vatandaşları gibi aynı Medeni Haklardan yararlanır hükmünün yer aldığı görülmekte ise de, pratikte yabancı uyruklular için medeni haklardan yararlanmanın özellikle taşınmaz mal edinme hakkının oldukça sınırlı tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda Dışişleri Bakanlığından intikal eden bilgilerden anlaşıldığına göre, yabancıların bu ülkede gayrimenkul iktisabı ile ilgili mevzuatın gelişimi şu şekilde oluşmuştur:
1924 tarihli ve 3150 sayılı Yunan kanunun 2/4. maddesine göre kararname ile tayin olunacak sınır bölgelerinde yabancıların Tarım Bakanının izni olmadan Taşınmaz mal edinmeleri yasaklanmıştır.
1925 tarih ve 7/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde Ziraat Nezaretinin izni olmadan yabancıların Hudut bölgelerinde taşınmaz mal edinemeyeceği belirtilmiş, hudut bölgeleri olarak Korfu adası ile etrafındaki adacıkları, Yanya, Freveze, Florina, Pellis, Seroz, Drama, Vilayetleri ile tüm Batı Trakya ve Sisam, Lesbos (Midilli) adası gösterilmiştir.
1927 tarihli 22/24 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yukarıda anılan kararname ile saptanan sınır bölgelerinde yabancı gerçek ve tüzel kişilerin İçişleri, Tarım ve Savunma Bakanlıkları temsilcilerinden oluşan bir komisyonun izni olmadan taşınmaz mallar üzerinde aynı haklar tesis edemeyecekleri öngörülmüştür. 1938 tarih ve 1366 sayılı kanun hükümlerine göre Yunanistan'ın sahil ve sınır bölgelerinde ve Yunan adalarının sahil ve sınır bölgelerinde taşınmaz mal edinmeleri yukarıda belirtilen komisyonun iznine bağlanmıştır.
1945/374 sayılı kanun hükümlerine göre, sınır ve sahil bölgelerinde taşınmaz mal alacak kimselerin askeri bakımdan veya dış güvenlik yönünden sakıncalı bir durumu olmadığının mahalli garnizon komutanlığından bir yazı ile belgelendirilmesi gerekmektedir.
31 Aralık 1948 tarih ve 710 sayılı kanunla Yunanistan'da yabancı kişilerin taşınmaz mallarını serbestçe kullanmaları hususunda memleket tarımının geliştirilmesi ve himayesi bakımından Ziraat nezareti lehine bazı müdahale imkanları bahşeden tüm mevzuat hükümleri Oniki Adaya da teşmil edilmiştir.
24 Mayıs 1962 tarihli kararname ile sınır bölgeleri tayin edilen yerlerde, yabancıların taşınmaz mallar üzerinde mülkiyet edinmeleri yasaklanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere Yunanistan'ın topraklarının yarısına tekabül eden ve özellikle soydaşlarımızın yerleşik bulunduğu bölgelerde Türk vatandaşı kişilerin taşınmaz mal edinmelerinin yasaklanması karşısında 1062 sayılı kanun 1. maddesi uyarınca karşı önlem alınması yoluna gidilmiştir. denmektedir.
Adalet Bakanlığının İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderdiği 21.06.1993 tarihli 25427 sayılı yazıda, AT (AB) üyesi ülkeler vatandaşları ve Rum asıllı yabancılar için 31 Temmuz 1990 tarihinde yürürlüğe giren 1892/90 sayılı kanun hakkında bilgi verildikten sonra: Yeni kabul edilen esaslar da, mülk edinme serbestisi yerine sadece Yunanistan ve Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerin Vatandaşları ile Rum asıllı üçüncü ülke vatandaşlarına istisnai muamele yapılabilmesi imkanı getirmektedir... Rum asıllı olmayan üçüncü ülke vatandaşlarının sınır ve kıyı bölgelerinde gayrimenkul edinme imkanları şimdilik bulunmamaktadır denmiştir.
Adalet Bakanlığının Fatih 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/631-397 sayılı dosyasına gönderdiği 22.11.1995 tarih 54718 sayılı yazılarında, Yunanistan'da yabancıların ve bu meyanda Türk vatandaşlarının miras yoluyla taşınmaz mal edinmelerini engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı, ancak Rum soyundan gelmeyen Türk vatandaşlarının Yunanistan'daki taşınmazlar hakkında hazinenin el koyması, zaman aşımı sebebiyle intikal, kamulaştırma, gibi işlemlerle karşılaştığı, izinle satmaya teşvik edildiği, serbestçe tasarruf ve verasete konu olabilecek taşınmazların kaldığının şüpheli olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda gösterilen Yunanistan mevzuatındaki gelişme ve bu yazılar; Türk vatandaşlarının Yunanistan'da taşınmaz malları tevarüs (miras) yoluyla edinemeyecekleri, kök murisin ve ara murislerin ölüm tarihleri itibariyle taşınmaz malları tevarüs ve serbestçe tasarruf yönünden fiili bir karşılıklılığın bulunmadığını açıkça göstermektedir.
Muris Stavro Thedorou'nun ölümünden sonra Yunanistan'da 31.7.1990 tarihinde yürürlüğe giren 1892/90 Sayılı Modernizasyon, Kalkınma ve Diğer Hükümlere Dair Kanun, Yunanistan ve Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerin vatandaşları ile Rum asıllı üçüncü ülke vatandaşlarına sınırlamasız taşınmaz edinme ve tasarruf imkanı getirmiş ise de, bu yasa Rum soyundan olmayan Türk vatandaşlarına herhangi bir imkan sağlamamıştır.
Türk Hükümeti, 1062 Sayılı Mukabei Bilmisil Kanununa dayanarak 2.11.1964 tarihli 6/13801 sayılı kararla, Yunanistan vatandaşları için karşılıklılık esasına göre sınırlamalar getirmiş, temlik yasakları koymuş; bilahare 3.2.1988 tarihli 88/12592 sayılı kararla, yasaklama getiren 1964 tarihli kararnameyi kaldırmış, 23.3.1988 tarihli 88/12752 sayılı kararla da, temlik yasağı dönemindeki taşınmazların Yunan vatandaşları adına tesciline imkan tanımış olması ile Bakanlar Kurulunun 1.9.1997 tarihli 97/9901 sayılı kararı ile oluşturulan komisyonun 25.12.1998 tarihli ilke kararı ve aynı komisyonun 19 Eylül 2001 tarihli kararı da, Tapu Kanununun, 4916 sayılı kanunla değişik 35. maddesi hükümlerini ortadan kaldıracak nitelikte değildir.
Esasen Tapu Kanunun 35. maddesindeki değişiklik ancak yürürlüğe girmesinden sonraki miras bırakanlara uygulanabilir.(743 S. MK. m. 517/1)
Karşılıklığın tespiti yönünde Adalet Bakanlığı Uluslar arası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün dosyaya gönderdiği 3.9.2003 gün ve 56190 Sayılı yazıda 19.3.2003'te yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasa ile, Yunan uyruklu gerçek kişilerin Türkiye'de miras yoluyla taşınmaz edinmeleri esnasında yalnızca 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 1. maddesi ile 2644 Sayılı Tapu Kanununun değişik 35/3 fıkrası ile getirilen sınırlamaların dikkate alınacağı, bunun dışındaki yerlerde miras yoluyla taşınmaz edinebilecekleri belirtilmiştir.
Bu yazıdaki açıklamalar ile yukarıda açıklanan dosyalara gönderilen yazılar çelişkilidir. Mahkemece bozma çerçevesinde ölüm tarihi itibariyle karşılıklığın yeniden araştırılması, çelişkinin giderilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Açıklanan husus üzerinde durulmaması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının reddine bozma sebebine göre de diğer temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23.03.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy