(4721 S. K. m. 4, 166, 174) (818 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminatlar, nafakalar, faiz ve velayet yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Hükmün gerekçesinde; ... toplanan delillere göre davalı, davacıya oranla daha fazla kusurlu kabul edildiği ... halde ayrıca .... davalının da boşanmak istediğinden bahisle Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kanısına varıldığından... söz edilmesi usul ve yasaya aykırı ise de boşanma hükmü; Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince sonucu itibarıyla doğru olduğundan, gerekçede, Türk Medeni Kanununu 166/3. maddesine yer verilmiş olması bozma sebebi yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3- Davalının, evliliğin ilk yıllarında; daha önce Kırıkkale'de tanıştığı kız arkadaşını sevdiğini onu unutamadığını söylediği tanıklarca ifade edilmiş ise de, bu olaydan sonra tarafların barıştıkları ve birlikte yaşamaya devam ettikleri, evlilik birliğinin uzunca bir süre devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu süre içinde davalı kocanın kız arkadaşıyla görüşmesini sürdürdüğüne dair delil bulunmamaktadır. Bunun dışında, birliğin devam ettiği süre içinde, davalıdan kaynaklanan, davacının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte maddi bir hadise kanıtlanamamıştır. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminata hükmolunması usul ve yasaya aykırıdır.
4- Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran) davacı yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK. md.174/1) takdiri gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
5- Davacı eş ve çocuk için hükmedilen tedbir nafakasına, talep olmadığı halde dava tarihinden yasal faize hükmedilmesi doğru değildir.
6- Kısa kararla gerekçeli karar arasında tazminatlara ve nafakalara yürütülen faizler yönünden çelişki yaratılması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda 3, 4, 5 ve 6. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu kısımlarının yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy