(4857 S. K. m. 18, 20, 25, 26)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı işveren tarafından düzenlenen tutanakların tarihleri arasında çelişki bulunduğu, tutanakların gerçek tarihlerinde düzenlenmediği, 6 iş günlük süre içinde iş sözleşmesinin feshedilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleridir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 4857 Sayılı Kanun'un 26. maddesinde öngörülen 6 iş günlük süre feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile ilgilidir. Başka bir anlatımla 6 iş günlük süre geçirildikten sonra yapılan feshin geçerli nedene dayanması mümkündür. Bu sebeple 6 iş günlük sürenin geçirildiğinden söz edilerek davanın kabulü doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalıya ait işyerinde bilgi işlem görevlisi olarak çalışan ve aynı zamanda operasyon sorumluluğu görevi de bulunan davacının bir müşteriden aldığı parayı zamanında teslim etmediği gerekçesi ile iş sözleşmesinin 4857 Sayılı Kanun'un 25/2. maddesi gereğince feshedildiğinin bildirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Olay günü kendisinden para istendiğinde davacının parayı masasının çekmecesinden çıkarıp vermesi dikkate alındığında gecikmenin unutkanlık sonucu olabileceğini ortaya çıkarmakta ise de, davacının bu davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı, davalı şirketin müşterisine karşı zor durumda kaldığı göz önünde bulundurulduğunda feshin geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir. Buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 Sayılı Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1) Yerel mahkemenin yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2) Davanın reddine,
3) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 64,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak verilmesine, 29.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy