(4721 S. K. m. 4, 174) (6098 S. K. m. 50, 51) (492 S. K. m. 30, 32)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi, maddi tazminat miktarı, ziynet ve eşya alacağı davalarının reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi, maddi tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında eşine karşı agresif davranışlarda bulunduğu, ortak konutun kilidini değiştirdiği, evin kapısına yumruk attığı, eşinin çalışmasına izin vermediği ve eşini kısıtladığı, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin netice itibariyle tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalı erkeğin, yukarıda 1. bentte belirtildiği üzere "eşine karşı agresif davranışlarda bulunduğu, evin kapısına yumruk attığı, eşinin çalışmasına izin vermediği ve eşini kısıtladığı" kanıtlanmıştır. Davalı erkeğin boşanmaya neden olan bu kusurlu davranışları aynı zamanda davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak, davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata (174/2) hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı kadın, dava dilekçesinde boşanma talebi yanında, ev eşyalarının davalı erkekte kaldığını ileri sürerek aynen iadesini, bu mümkün olmazsa bedelini talep etmiştir. Ev eşyalarına yönelik bu istek boşanmanın eki niteliğinde olmayıp ayrıca nispi harca tabidir. Davanın açılması sırasında yatırılan başvurma harcı dava dilekçesinde yer alan bu isteği de kapsar. Mahkemece, davacının talep ettiği ev eşyalarının nelerden ibaret olduğu ve değeri açıklattırılıp, belirtilen değer üzerinden nispi harç eksikliğinin tamamlanması (Harçlar Kanunu madde 30-32) yönünde işlem yapılması gerekirken, ev eşyası alacağı yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16.10.2018 (¤¤)