(6762 S. K. m. 25) (818 S. K. m. 198)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı (Mersin İkinci hukuk Hakimliği) nce verilen 30.6.1977 tarih ve 359/533 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalılar avukatı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif kanalı ile Polanya'daki Dgros Firması'na yapılan narenciye satışları nedeniyle davalıların kooperatifçe kendilerine ayrılan kontenjandan 1202 sandık portakal yüklediklerini, ihracatın yükleyiciler nam ve hesabına yapıldığını varış yerinde alıcının yaptırdığı ekspertiz sonucunda malların ayıplı ve düşük kaliteli çıktığından vaki zarar ve masraf karşılığı davalıların 12.022.20 lira ödemesi gerektiğini yapılan icra takibine de itiraz edildiğinden mezkur alacağın % 10 ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili cevabında, müvekkilleri tarafından narenciyenin kalite kontrolunden geçtikten sonra davacıya satıldığını, bu malların ayıplı olmadığını başkalarına ait mallardaki ayıbın müvekkillerine yükletilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1 - Davacı vekili her ne kadar portakalların davalılar nam ve hesabına ihraç edildiğini, müvekkilini ise aracı durumunda olduğunu ileri sürmüş ise de bu iddianın kabulüne olanak görülememiştir. Zira, davacı vekilinin ibraz ettiği akreditif belgesinde, akreditif lehratının davacı olduğu belirtilmiş, keza davacının delilleri arasında yer alan (polcarpo) ekspertiz raporunda da satıcı olarak davacı gösterilmiş ve sandıklar üzerindeki markaların dahi davacıya ait markalar olduğu gibi tespit edilmiştir.
Şu halde ihracat doğrudan doğruya davacı satıcı ile Polonya'daki alıcı firma arasında mevcut anlaşma hükümleri dairesinde gerçekleştirilmiş demektir.
2 - Diğer taraftan, davalıların akreditif koşulları ile bağlı oldukları ve dolayısıyla ithalatçı ülkede yapılacak ekspertiz sonucunda kendilerinin sorumlu tutulacakları hakkında herhangi bir delil de ibraz edilememiştir.
Davacı kooperatif söz konusu portakalları, Ticaret Bakanlığı eksperinin muayene ve kontrolünden geçtikten ve turunçgiller standardına uygunlukları saptandıktan sonra tesellüm ederek bedeli olan 30.000 lirayı davalılara ödediğine göre, taraflar arasındaki ilişkini bir alım-satım akdinden ibaret olduğu ve bu akdin TTK.nun 25/3 ve BK.nun 198. maddelerine öngörülen muyene yükümlülüğü yerine getirilmek suretiyle icra edildiği, hususlarının kabulü gerekir.
Bu itibarla, davacı kooperatifin kontrol belgesine göre sağlam standartlara uygun olarak satın alıp ihraç ettiği portakalların, daha sonra yapılan muayenelerinde çürük çıkmış olmalarından dolayı davalıların sorumlu tutulmalarına yasal olanak bulunmadığı sonucuna varmak yerinde olur. Kaldı ki, kontrol belgesinde, yapılan muayenenin 1 Şubat 1974 tarihine kadar geçerli olduğu yazılı olmasına karşın davacı, söz konusu portakalları bu sürenin bitmesine yakın günlerde, 27 ila 31 Ocak 1974 tarihleri arasında gemiye yüklemiş ve alıcı firma ise ancak ilk yükleme tarihinden bir ay geçtikten sonra gelen malın eksertizini yaptırmıştır. Görülüyor ki, malın sevkinde ve dolayısıyla alıcının eline geçmesinde önemli sayılacak şeklide bir gecikme vardır ve bunu böyle olmasına da davalılar değil davacı neden olmuştur.
Yukarıdan beri izah edilen bütün bu hususların göz önünde tutularak, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde hükmü tesis edilmesinde isabet bulunmadığından, davalılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün bozulması lazım gelir.
Sonuç: Yukarda izah edilen nedenlerden dolayı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine 9.2.1978 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy