(5237 S. K. m. 50, 54) (5252 S. K. m. 9, 12, Geç. m. 1)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Türk Milleti Adına
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinin 3.bendi uyarınca lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasıyla belirlenir hükmüne göre, sanık hakkında gerek 647 Sayılı Yasa gerekse 5237 sayılı TCK. gereğince ayrı ayrı hüküm kurulup her iki hüküm tüm sonuçları açısından karşılaştırılarak lehe olan Yasanın belirlenmesi gerekirken 5237 Sayılı Yasanın ne şekilde lehe olduğu kesin olarak açıklanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1- 647 Sayılı Yasanın uygulanması bakımından sanığa herhangi bir ön şart getirmediği, 5237 Sayılı Yasanın 50/1-b maddesine göre ise şarta bağla olarak hapis ve para cezasının ertelendiği dikkate alınarak 647 Sayılı Yasanın sanık lehine olduğunun gözetilmemesi,
2- 5252 Sayılı Yasanın 12. maddesinin geçici 1. maddesine göre suça konu emval açısından 5237 sayılı TCK.nun 54. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, mahalli C.Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 16.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy