(5271 S. K. m. 170, 174, 309) (5237 S. K. m. 86)
Dava: Bıçakla kasten yaralama suçundan şüpheli M. E. hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.10.2008 tarihli ve 2006/5548 soruşturma, 2008/3874 esas, 2008/1793 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2008 tarihli ve 2008/593 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2008 tarihli ve 2008/1009 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 23.2.2009 tarih ve 10644 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.3.2009 tarih ve 2009/53954 sayılı tebliğnamesi ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 26.5.2009 tarih ve 2009/17463- 25475 sayılı görevsizlik kararıyla Dairemize gönderilmekle incelendi.
Dosya kapsamına göre, müştekinin kimliğinin tespit edilmediği ve raporunun aldırılmadığından bahisle iddianame iade edilmiş ise de, 5271 sayılı Caza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların bulunması gerektiğinin gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, dosyada mevcut tanık beyanlarına göre mağdurun E. Y. olmadığı, gerçek mağdurun da bulunamadığının anlaşıldığı, mağdurun geçici raporunun da dosyada mevcut olduğu, kovuşturma aşamasında toplanan diğer kanıtlarla birlikte ele alınıp geçici rapora göre kesin raporun aldırılmasının her zaman mümkün olduğu, dosyadaki mevcut delillere göre şüphelinin müsnet suçu işlediğine dair yeterli şüphenin bulunması nazara alınarak itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5271 sayılı CMK'nun 170/3-c maddesi gereğince iddianamede maktul mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği gösterilir. Aynı Yasanın 174/1-a maddesine göre 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen ve 174/1-b maddesine göre suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Somut olayda, suçtan zarar gören şahıs, emniyet amirliğinde ve devlet hastanesinde E.Y. olarak sahte isim kullanmış, tetkik ve tedaviyi reddetmiş, daha sonra gerçek kimliği belirlenememiş ve yanına ismin sahte olduğu belirtilerek iddianame bu isimle düzenlenmiştir.
Mağdurun gerçek kimliği tespit edilmeden iddianame düzenlenmesi CMK'nun 170/3-c maddesine aykırı olduğu gibi, mağdur tetkik ve tedaviyi reddettiği için dosyada mevcut geçici rapora dayanılarak hüküm kurulması mümkün değildir. Suç vasfının tayini ve hüküm kurulabilmesi için mağdurun belirlenerek muayenesinin yaptırılması ve kesin raporunun aldırılması gerekmektedir. İddianame bu yönüyle de eksiklik içermektedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle iddianamenin iadesi kararında ve bu karara vaki itirazın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy