Tebliğname No : 2014/52211- Kanun Yararına Bozma
MAHKEMESİ : İzmir 9.Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :11/06/2010 - 2010/975 esas, 2010/928 karar
SUÇ : Kasten yaralama suçu
Kasten yaralama suçundan sanık A.. S..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2.maddeleri gereğince 3.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İzmir 9.Sulh Ceza Mahkemesinin 18/12/2008 tarihli ve 2008/124 esas, 2008/1406 sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a ve 62.maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının, aynı Kanun’un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine dair aynı Mahkemenin 11/06/2010 gün ve 2010/975 esas, 2010/928 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 04/02/2014 tarihli ve 2013/2595/8132 sayılı “İzmir 9.Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11.fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ilk hükümden farklı şekilde hapis cezasına hükmolunup, bu cezanın da ertelenmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” gerekçesini içeren kanun yararına bozma istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/02/2014 gün ve 2014/52211 sayılı ihbarnamesi ile dairemize sunulmuştur.
Dairemizin 26.03.2014 tarihli ve 2014/11151 esas, 2014/12711 sayılı kararı ile özetle; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, yerel mahkeme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrası uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bu karara karşı; Hükümlü A.. S.. hakkında, kasten yaralama suçundan yapılan yargılamada, sanığın, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11.maddesi hükmü gereğince açıklanması geri bırakılan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2.maddeleri gereğince tayin olunmuş bulunan 3.000 Türk Lirası adli para cezasına ilişkin hükmü aynen açıklaması yerine sanığın, aleyhine sonuç doğuracak şekilde 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a ve 62.maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle yerel mahkemece hukuka aykırı hareket edilmiştir. Bu nedenle, Özel Dairece, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Ancak, buradaki bozma nedeni, mahkumiyet hükmünde hükümlüye daha hafif ceza verilmesini gerektiren ve davanın esasına ilişkin bir bozma nedeni olduğundan, yeniden yargılama yasağı nedeniyle belirlenen hukuka aykırılığın, Özel Dairece, açıklanması geri bırakılan hükümde olduğu gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2.maddeleri uygulanarak 3.000 Türk Lirası adli para cezasına tayin olunmak ve netice adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerektiği gözetilmeden, kararın bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmesinin isabetli olmadığı değerlendirmesiyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne,
2) Dairemizin 26.03.2014 tarihli ve 2014/11151 esas, 2014/12711 sayılı bozma kararının kaldırılmasına,
3) Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İzmir 9.Sulh Ceza Mahkemesinin 18/12/2008 tarihli ve 2008/124 esas, 2008/1406 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanığın 5237 sayılı TCK'nin 86/2.maddesi gereğince takdiren 120 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini annesine karşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanık hakkında aynı kanunun 86/3-a maddesi gereğince cezası ½ oranında artırılarak 180 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezası 5237 sayılı TCK'nin 62/1.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa hükmedilen 150 gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nin 52/2.maddesi gereğince günlüğü 20 Türk Lirasından takdiren 3000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen adli para cezasının TCK'nin 52/4. maddesi uyarınca birer ay ara ile 10 eşit taksitte ödenmesine; infazın bu şekilde yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.