MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) 1412 sayılı CMUK’un 251 ve buna paralel düzenlemeler içeren 5271 sayılı CMK’nin 216. maddesinin son fıkrasında, “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” hükmüne göre, son oturuma ait tutanağın başında duruşmaya geldiği bildirilen sanığın, hükmün tefhim edilmeden önce olmadığından bahisle “son söz”ün sanığa verilmeyerek CMK’nin 216. maddesine aykırı davranılması,
2) Katılanın 20/02/2013 tarihli Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunda yaralanmasının basit tıbbi bir müdahale ile giderilebileceğinin bildirildiği halde; 19/07/2012 tarihli ortopedi uzmanı raporunda ise basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyeceğinin bildirilmesi karşısında katılanın tüm tedavi evrakları ve adli raporları...Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'ne gönderilerek adli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin ardından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 29/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.