Tebliğname No : 3 - 2014/45057
MAHKEMESİ : Mazgirt Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2012/35 (E) ve 2013/34 (K)
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımlarında, müştekinin yaralanması eylemine iştirak ettiği belirtilen İ.. A.. hakkında müşteki Y.. G..'e karşı kasten yaralama suçundan mahkemece her zaman suç duyurusunda bulunulması mümkün görülmüştür.
Katılmasına karar verilen müşteki Y.. G..'ün temyiz talebi olmadığından, tebliğnamenin (2) numralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1) Sanık ile suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen farklı tarihli iddianamelerde, sevk maddeleri arasında 86/1 ve 86/3-e. maddeleri gösterilmediği halde sanık ve suça sürüklenen çocuğa ek savunma hakkı verilmeden, bu madde gereğince uygulama yapılması suretiyle CMK'nin 226. maddesine muhalefet edilmesi,
2) Kısa kararın tefhim edildiği 19/11/2013 tarihli duruşmanın kapalı yapıldığı belirtildiği halde, hüküm kısmında, kararın açıkça okunup usulen anlatıldığı belirtilmek suretiyle çelişkiye neden olacak şekilde hüküm kurulması,
3) 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğa zorunlu müdafii tayin edildiği halde, dosyadaki bilgilere göre mali olanaklardan yoksun olan suça sürüklenen çocuğa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırı şekilde vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuğa yükletilmesine karar verilmesi,
4) Sanık C.. Y.. ile suça sürüklenen çocuk C.. Y.. hakkında hüküm kurulurken, TCK'nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasından, TCK'nin 87/3. maddesi gereğince 1/12 oranında artırım yapılırken hesaplama hatası yapılarak, "1 yıl 7 ay 15 gün" hapis cezası yerine, "1 yıl 7 ay 13 gün" hapis cezasına hükmedilmesi, bu ceza üzerinden TCK'nin 29. maddesi gereğince 1/4 oranında
yapılan indirim sonucunda "1 yıl 2 ay 18 gün" hapis cezası yerine, "1 yıl 3 ay 17 gün" hapis cezasına hükmedilmesi ve buna bağlı olarak sonuç cezaların hatalı olarak tayin edilmesi,
5) Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı ile TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle TCK'nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden, sanık C.. Y..'ın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizdeki çoğunluk görüşünce verilen bozma kararındaki, zorunlu müdafilik ücretinin yargılama giderinden sayılmayacağı görüşüne katılmamaktayız.
1) Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin 6/3-c maddesi aynen şöyledir:
Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir.
Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli gördüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek, hakkına sahip bulunduğu.
Madde içeriğinden anlaşıldığı gibi, avukat yardımından ücretsiz yararlanabilmek için, bir suç ile itham altında olmak gerekir. Bir suçla itham altında olan bu kişi, yargılama sonunda beraat edebilir. Dolayısıyla maddi olanaksızlıklar yüzünden beraat edecek bu kişiyi, avukatın yardımından mahrum etmemek için avukatlık ücretini devlet karşılamaktadır. Devlet de yargılama sonunda bu giderlerini suç ile itham edilen kişiden değil, mahkum durumuna düşen kişiden tahsil etmektedir.
Şüpheli veya sanık olarak yargılanan kişi, müdafi tutacak maddi olanaklardan yoksun ise veya resen müdafi atanması gerektiren bir kişi ise, atanan müdafinin yardımından, yargılama aşaması boyunca ücretsiz yararlanır. Adaletin gerçekleşmesi ve
adil yargılanmanın oluşması için, sanığa bu olanaklar tanınmaktadır. Sanığa bu olanaklar tanınmadığı takdirde, silahların eşitliği kuralı gerçekleşmeyeceğinden, sanık yargılama sonunda, avukat yardımından yararlanamadığını ileri sürüp, savunma hakkının kısıtlandığını iddia edebilir. İlerde ileri sürülebilecek bu iddialara karşı, sanığa bu haklar tanınmıştır.
Devletin sanığa yaptığı bu yardım, maddi olanaklardan yoksun oluşu nedeniyle, ücreti ödeme olanağına sahip bulunmaması, sanığın yaşının küçüklüğü veya isnat edilen cezanın ağırlığı gibi nedenler arasında bir ayırım yapılmamıştır. Sanığın savunmasız kalmaması için, AİHS'ne uyum sağlamak için yargılamaya gölge düşürmemek için re'sen müdafi tayin edilmesi cihetine gidilmiştir.
Yargılama süresi devam ettiğinden, sanık sıfatı bulunduğu müddetçe bu kişiden avukatlık ücreti istenemez. Yargılama sonunda kim mahkum olursa, otopsi giderleri gibi yargılama giderleri ile baro tarafından atanan müdafinin ücreti de mahkum olan kişiden tahsil edilmelidir.
2) Baro tarafından ödenen müdafi giderlerinin, yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı sorunu:
-5320 sayılı Yasanın 13. maddesi
-5271 sayılı Yasanın 324-325-327. maddeleri
-Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesi ile 8/3. ve 11/7. maddeleri,
Ayrı ayrı incelendiğinde, baro tarafından ödenen bu müdafi ücretinin, yargılama sonucunda, yargılama giderleri gibi, mahkum olan kişilerden tahsil edilmesi gerekmektedir.
Kanun koyucu yukarıda belirtilen kanun maddelerini yürürlüğe koyarken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyum sağlamak için bu kanun ve yönetmelikleri yürürlüğe koymuştur. Baro tarafından görevlendirilen müdafiye ödenen ücret de yargılama giderlerindendir. Yargılama sonunda sanık hakkında beraat kararı verildiğinde, tüm yargılama giderleri, Devlet Hazinesince üstlenilir. Buna karşılık, mahkumiyeti halinde, hükmün kesinleşmesi ile bu sefer bütün yargılama giderleri (örneğin otopsi giderleri) gibi resen atanan müdafi ücreti de mahkum olan hükümlüye yüklenir.
Anayasa mahkemesi; 5320 sayılı Yasanın 13. maddesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olmadığına karar vermiştir. 12.03.2009 tarih 2007-43 Esas, 2009-51 sayılı Kararı aynen şöyledir.
“Ceza Muhakemesi Kanununa göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya sanıktan müdafi ücreti istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise yargılama giderleri içerisinde, müdafi ücreti istenen şahıs, şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır.
Düzenleme ile amaçlanan sanığa adil bir şekilde savunma imkanlarının sağlanmasıdır. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bu imkan sağlandıktan sonra, yardım kapsamında ödenen ücretin yargılama gideri olarak hükümlüden tahsilinin
öngörülmesinin Anayasanın adil yargılanma hakkına aykırılığından sözedilemez.” şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, bozma kararında belirtilen zorunlu müdafi ücretinin hükümden çıkarılmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
Full & Egal Universal Law Academy