MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığın, olay tarihinde müşteki gelininden telefonla oğlunun silahla vurulduğunu öğrenince hemen oğlu ile gelininin kaldığı eve gittiği ve burada müşteki gelinine birkaç kez yumruk ve tekme vurmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanığın olay tarihinde intihar ederek ölen oğlu ... ile olaydan önce birlikte ,,,,Devlet Hastanesine giderek psikiyatri servisinde muayene olduğunu savunması, dosya içerisinde bulunan Kastamonu Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen tıbbi evrak içeriğinden de sanığa "depresif nöbet" tanısının konduğunun anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi kapsamında akıl hastası olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan, tıp fakültesi psikiyatri ana bilim dalı başkanlığından ya da tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Kabule göre de, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.