MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının sanıklar hakkında hakaret ve kasten yaralama suçları nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1) Sanıklar hakkında hakaret suçu nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde:
Sanıklar hakkında tayin olunan cezaların, karar tarihindeki miktar ve türü itibariyle hükümlerin, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyizleri mümkün olmadığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz isteminin CMUK” un 317.maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE,
2) Sanıklar hakkında kasten yaralama suçu nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde:
a) 5271 sayılı CMK'nin 176/1 maddesi uyarınca çağrı kağıdı ile kendisine veya müdafiine iddianame tebliğ edilmeyen sanık ...'ın savunması alınmadan önce 5271 sayılı CMK'nin 191/1-3-b maddesi uyarınca iddianame okunduktan sonra 5271 sayılı CMK'nin 176/4 maddesi uyarınca belirlenen bir haftalık yasal savunma hakkı süresi olduğu kendisine hatırlatılmadan sanığın sorgusu yapılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanıklara yönelik hakaret eyleminde bulunan müşteki Hanifi'nin 18.08.2013 tarihli olay yeri inceleme tutanağından da anlaşılacağı üzere sanıklar Selma ve Mesut'un ikametine zor kullanarak girmeye çalıştığı, bu nedenle sanıklara ait evin kapısının kilit göbeği hizasından kırıldığı, aksi ispat edilemeyen savunmaya göre Hanifi'nin elinde bıçak olduğu sanıkların müştekinin bu şekildeki haksız hareketleri nedeniyle duydukları öfke üzerine müştekiye yönelik kasten yaralama suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında ceza
tayin edilirken haksız tahrik indirim oranının daha üst seviyeden yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1 maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının eylemde silahtan sayılan bıçak kullanılması sebebiyle aynı yasanın 86/3-e maddesi uyarınca yarı oranında artırılması neticesinde cezanın 1 yıl 15 ay olarak belirlenmesi gerekirken 2 yıl 3 ay olarak fazla belirlenmesi ,
d) 5271 sayılı CMK'nin 324/1. maddesinde ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerinden sayılarak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde bu giderlerin sanığa yükletilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki bir suç ile isnat edilen herkesin avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun olması halinde ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde re'sen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği yönündeki düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/5. maddesindeki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı yönündeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 324. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi arasında çıkan uyuşmazlıkta milletlerarası andlaşma hükmü olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği gözetilmeden, sanıklar için yapılan müdafiilik giderinin 5271 sayılı CMK'nin 150/3. maddesi uyarınca kendisine zorunlu olarak müdafii tayin edilen sanıklardan tahsiline karar verilmesi,
e) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy