MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1)Sanığın müştekiler ..., ... ve ...'a yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyetlere ilişkin hükümlerin incelenmesinde;
Tayin edilen cezaların tür ve miktarına göre; 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile yapılan değişiklik ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 2. maddesi ile “..hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 TL. (dahil) ve altındaki adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri kesindir" hükmü gereğince, sanığa verilen cezaların türü ve miktarı itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi ve C.M.U.K. nun 317. maddesi uyarınca, sanığın temyiz talebinin istem gibi REDDİNE,
2)Sanığın katılan ...'na yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyete ilişkin hükmün incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a)Sanık hakkında, önceki ilamla hükümlülüğüne, CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine kararı verildiği, hükmün kesinleşmesinden sonra işlediği kasıtlı suç nedeniyle, hükümlülüğüne karar verilip, kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesine yapılan ihbar üzerine, duruşma açılıp, yeniden hüküm kurulmuş ise de, temyize, Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasa'nın 141/3 ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
b)Müştekilerin ve tanıkların aşamalardaki beyanları ile müştekideki yaralanmanın niteliği dikkate alındığında, sanığın suça konu eylemi silahtan sayılan sopayla işlediği anlaşıldığından, hüküm kurulurken TCK'nun 86/3-e maddesinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilerek eksik ceza tayin edilmesi,
c)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında yüzde sabit iz bırakacak şekilde yaralama suçlarından ceza tertip edilirken, 86/1, 86/3-e, 87/1(c) maddeleri uyarınca belirlenen hapis cezasının TCK 87/1-son maddesi gereğince 5 yıldan az olması halinde aynı Kanun'un 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla yükseltilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas - 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak kaydıyla hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 08.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.