MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık ... hakkında katılan ...'ye karşı hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
Tayin edilen cezanın tür ve miktarına göre; 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile yapılan değişiklik ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 2. maddesi ile “..hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 TL. (dahil) ve altındaki adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri kesindir." hükmü gereğince, sanığa verilen cezanın türü ve miktarı itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ve CMUK'un 317. maddesi uyarınca, katılan sanığın temyiz talebinin istem gibi REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'ye karşı yaralama ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Her ne kadar sanık hakkındaki tehdit suçundan verilen mahkumiyet hükmünde TCK'nin 53. hükümlerinin uygulanması belirtilmemiş ise de bu hususun kazanılmış hak teşkil etmeyeceği ayrıca Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı yaralama ve tehdit, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı yaralama suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
TCK'nin 25. maddesince meşru savunma hükümleri uygulandığı hallerde 5271 sayılı CMK’nin 223/2-d maddesine göre “beraat” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasının bu konu ile ilgili A. kısmının “A. her ne kadar sanık ... hakkında TCK'nin 86/2-3-e, 106/1.1.cümle ve Sanık ... hakkında TCK'nin 86/2-3-e maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıkların üzerlerine atılı eylemi, bilhassa telefon çözüm tutanağından da anlaşıldığı üzere diğer müşteki sanığın evlerinin önüne kadar gelerek planlı olarak yanında getirdiği bıçakla öncelikle ... yönelik saldırısı sonucu meydana gelen yaralanmanın akabinde kendilerini daha ağır bir durumdan korumak maksadıyla, saldırıyla orantılı biçimde ve defetmek zorunluluğu ile işledikleri kanaatine varılmakla; TCK'nin 25. ve CMK'nin 223/2-d maddeleri gereğince sanıklar ... ve ...'nün ayrı ayrı beraatine” şeklinde değiştirilmesi ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.