MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Her ne kadar sanıklar yargılama aşamasında katılan sanık sıfatını almış ise de; temyiz dilekçelerinin sanık sıfatıyla verildiği ve temyiz itirazlarının sanıkların mahkumiyetlerine yönelik olduğu, sanık ...'un temyiz talebinin temyiz talebinin ek kararla red edildiği ve temyiz talebinin reddine dair ek kararın sanığa tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığı anlaşılarak yapılan incelemede, diğer hükümler inceleme konusu yapılmamıştır.
1) Sanıklar ..., ... ve ...'nin haklarında kasten yaralama suçundan verilen adli para cezalarından mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tayin edilen cezaların tür ve miktarına göre; 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile yapılan değişiklik ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 2. maddesi ile “..hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 TL. (dahil) ve altındaki adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri kesindir" hükmü gereğince, sanığa verilen cezanın türü ve miktarı itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ve CMUK'un 317. maddesi uyarınca, sanık ...'nin ve sanıklar ... ile ... müdafiinin temyiz talebinin istem gibi REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı işlediği kasten yaralama eyleminden verilen mahkumiyet hükmüne karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) 5237 sayılı TCK'nin kapsamında silahla duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralama suçlarından ceza tertip edilirken, TCK'nin 86/1-3(e), 87/2(b) maddeleri uyarınca belirlenen hapis cezasının sekiz yıldan az olması halinde TCK'nin 87/2-son maddesi uyarınca sekiz yıla yükseltilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
b) Yüksek Yargıtay CGK’nin Dairemizce de benimsenen 22/10/2002 tarih ve 2002/4-238-367 Esas - Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu durumdan sanığın yararlandırılması gerekmektedir. Akraba olan tarafların karşılıklı kavga ettikleri ve her iki taraftan yaralananlar olduğu, sanığın babası ... de kemik kırığı olacak şekilde yaralandığı, iki tarafın da karşı tarafın saldırdığını ileri sürdükleri, tanıkların da ilk haksız hareketin kimden geldiği hususunda bilgi sahibi olmadıkları halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin asgari hadden uygulanması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.