MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER: Sanıkların mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanıklar hakkında mağdur ...'a karşı 20.07.2010 tarihinde gerçekleşen yaralama suçundan verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Sanık ... yönünden; 5271 sayılı CMK'nin 196/2 maddesine göre alt sınırı beş yıldan az olmayan cezayı gerektiren suçtan yargılanan sanığın, istinabe yoluyla dinlenemeyeceği, yargılamayı yapan mahkemece savunmasının alınması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde istinabe yoluyla elde edilen savunması ile yetinilip hüküm kurulması,
b)Sanık ... yönünden; mağdur ..., aşamalarda sanıkların birlikte kendisini yaraladıklarını, Kadir'in sallama ile başına vurduğunu, Kamber'in ise bıçakla sol koltuk altından yaraladığını söylemesi karşısında sanıkların suçu birlikte haraket ederek işlediklerinden dolayı sanığın TCK'nin 37. maddesi delaletiyle TCK'nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d-son maddeleri gereğince cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
c)Sanıklarla mağdurlar arasında husumet bulunduğu, dosya kapsamına göre yaralama olayı öncesinde de aralarında bazı olayların geçtiğinin anlatılması ve olay günü de tam tespit edilemeyen şekilde çıkan tartışmada ilk haksız hareketin kimden geldiğinin anlaşılamaması karşısında sanıklara TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışmasız bırakılması,
2) Sanık ... hakkında mağdur ...'ye karşı 19.07.2010 tarihinde gerçekleşen yaralama suçuna yönelik olarak yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargılamanın konusu CMK'nin 170/4, 225/1. maddeleri uyarınca iddianamede tarif edilen fiil ve fail ile sınırlıdır. Açılan davada tanzim edilen idddianamede tehditle zorla para alınmasına ilişkin bir anlatımın yer almadığı gözetildiğinde iddianamede tarif edilmeyen fiilden bahsedilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğinden tebliğnamenin suç vasfına yönelik bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
A) Sanıklarla mağdurlar arasında husumet bulunduğu, dosya kapsamına göre yaralama olayı öncesinde de aralarında bazı olayların geçtiğinin anlatılması ve olay günü de tam tespit edilemeyen şekilde çıkan tartışmada ilk haksız hareketin kimden geldiğinin anlaşılamaması karşısında sanıklara TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışmasız bırakılması,
B) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi karşısında sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 27.04.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.