MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Sanıkların mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ...'nın yokluğunda verilen 06.05.2014 tarihli hüküm, sanığın duruşmada bildirdiği adresine yapılmadığından, sanık müdafiinin temyiz istemi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Mağdur ...'in yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları ve Adli Tıp Şubesi'nden verilen 24.10.2013 tarihli adli rapor incelendiğinde mağdurun karın bölgesi dışında göğüsteki yaralanma ile ilgili not bulunmaması; mağdur ve tanık beyanları da gözetildiğinde sanığın eylemine devam etmek istediğinin anlaşılamaması karşısında mahkemenin sanık ...'nin eylemini yaralama olarak kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin (1) numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanıkların olay öncesi telefonda görüştüklerinde sanık ...'nin aksi ispat edilemeyen savunmasına göre mağdur ...'in kendisine hakaret ettiğini savunması, karşılaştıklarında ise karşılıklı küfürleşme ve devamında karşılıklı yaralama olayının gerçekleşmesi karşısında ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesi ve aksi ispat edilemeyen sanık savunmalarına göre sanıklara TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışmasız bırakılması,
2) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmesi nedeniyle sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) 5271 sayılı CMK'nin 324/1. maddesinde ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerinden sayılarak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde bu giderlerin sanığa yükletilmesi gerektiği bildirilmiş ise de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki bir suç ile isnat edilen herkesin avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun olması halinde ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde re'sen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği yönündeki düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/5. maddesindeki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı yönündeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 324. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi arasında çıkan uyuşmazlıkta milletlerarası andlaşma hükmü olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği gözetilmeden, sanık için yapılan müdafiilik giderinin 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca suçun vasfı nedeniyle kendisine zorunlu olarak müdafii tayin edilen sanık ...'den tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükümlerin isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 3. bozma sebebi yönünden oyçokluğu; diğer bozma sebepleri yönünden ise 31.05.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Muhalefet Şerhi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinin 3/c fıkrası dikkatlice okunduğunda bu maddenin içeriğinde suç işlemiş olan ve ceza ile cezalandırılmış olan kişilerin yani yargılama sonucunda mahkum olanların,yargılama aşaması boyunca kendilerine re'sen atanan avukatların yardımından ücretsiz yararlanacaklarını ileri sürmemektedir.
Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin 6.maddesinin 3/c fıkrasının başlık kısmında belirtilen “Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir.” cümlesinden anlaşıldığı gibi, yargılama aşamasında şüpheli olan veya bir suç ile itham edilen kişilerin aşağıdaki haklara sahip olduğunu beyan etmektedir.
AİHM'si yargılama aşaması boyunca ücretsiz adli yardımdan yararlanmış bir şüphelinin mahkumiyeti halinde Devletlerin bu kişiden hukuki yardım masraflarını isteyebileceğine karar vermiştir. CROİSSAN VE ALMANYA DAVASINDA: “Kızıl Tugaylar adlı terör örgütünün bazı üyelerinin avukatılığını yapmış olan başvurucu, bu bağlamda yürüttüğü bazı faaliyetler nedeniyle hakkında ceza davası açılmıştır. Başvurucu davanın başlangıcında kendi seçtiği iki avukat tarafından temsil edilmiş, bu avukatlar daha sonra başvurucunun talebiyle 'mahkeme tarafından atanmış avukatlar' olarak görevlendirilmişlerdir. Savcının talebi üzerine, üçüncü bir avukat daha tayin edilmiştir. Başvurucu yargılama sırasında mahkemenin tayin ettiği bu üç avukat tarafından temsil edilmiştir. Yargılama sonunda dava mahkemesi başvurucunun iki buçuk yıl hapisle hapsine, dört yıl avukatlık yapmaktan yasaklanmasına ve atanmış avukatların avukatlık ücretlerinin de ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu kararı temyiz ederek, ücretsiz hukuki yardım alma hakkı nedeniyle mahkeme tarafından atanan avukatların ücretlerini ödemesine karar verilmeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiaları kabul edilmemiştir”.
AİHM'si bu kararı ile yargı yolu aşaması boyunca bir suç ile itham edilen kişilerin bu haktan yararlanabileceklerini ancak, yargılama sonucunda suçlu durumuna geçen ve mahkum olan kişilerin ise atanmış olan avukatlık ücretlerini ödemesine karar vermiştir. Bu yargılama giderinin hükümlüden tahsil edilemeyeceği yolunda AİHM'sinin tek bir kararı bulunsaydı bu takdirde kanun koyucular 5271 sayılı CMK'nun 324 ve 330 maddelerini içeren yargılama giderleri bölümüne Baroca atanan müdafi ücretlerinin yargılama gideri olmadığına ilişkin bir fıkra eklerlerdi.
Örneğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 3/e fıkrası gereğince “Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanır.” fıkrası nedeniyle AİHM'si Luedicke, Belkacem Ana koç v Federal Almanya davasında “ücretsiz çevirmen sağlama yükümlülüğü mutlaktır. Sanığın ödeme gücünün olup olmamasının bir önemi yoktur. Sanık için bir çevirmen sağlanması ceza adaleti sisteminin düzenlenmesi içinde devletten beklenen bir adımdır. Sanık mahkum olduğu takdirde bile çeviri masrafını ödemeye zorlanamaz.” şeklindeki kararı karşısında kanun koyucular 5271 sayılı CMK'nın 324.maddesine 5. fıkrayı eklemişlerdir.
CMK'nın 324.maddenin 5. fıkrası aynen şöyledir. “Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.”
Kanun koyucular, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13/1.maddesine bir cümle ekleyerek, bu avukatlık ücretinin yargılama gideri olduğunu kanun metnine dahil etmişlerdir. “Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile ödenecek ücret Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret yargılama giderlerinden sayılır.”
Anayasa Mahkemesinin 12.03.2009 tarih 2007-43 esas, 2009-51 sayılı kararın içeriğinden anlaşıldığı gibi Baro tarafından görevlendirilen müdafi ücretinin yargılama gideri olarak dava sonunda hükümlüden tahsili gerektiğine karar vermiştir.
Kanun koyucular Baro tarafından görevlendirilen müdafi ücretini yargılama gideri olarak kabul ettiklerine ve buna ilişkin Adalet Bakanlığının çıkardığı yönetmeliğin (Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile yapılacak ödemelerin Usul ve Esaslarına ilişkin Yönetmelik) 5.maddesinin 2-3fıkraları 8.maddenin 3. fıkrası 11.maddenin 7. fıkrasına bakıldığında görevlendirilme ile ilgili müdafi ücretlerinin de yargıla gideri olduğu ve dava sonucunda mahkum olan sanıktan tahsili gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
.
Full & Egal Universal Law Academy