MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık ...'e gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılmakla temyizin süresinde kabul edilmesi suretiyle sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında öz annesine karşı yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın kasten yaralama suçunu TCK'nun 6/1-f md. kapsamında silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirmesi nedeniyle temel cezanın teşdiden belirlenmesi karşısında hükümde TCK'nin 86/3-e madde fıkrası bendine yer verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca talebe aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK'un 322'nci maddesi uyarınca, hükme TCK'nin 86/3-a madde fıkrası bendini takiben aynı yasa maddesi fıkrasının (e) bendi hükme eklenerek hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI,
3) Sanık ... hakkında kardeşine karşı yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilirken, 5237 sayılı TCK'nin 53/1-c maddesinde belirtilen hakları kendi altsoyu üzerinde koşullu salıverilme tarihine kadar, kendi altsoyu dışındakiler bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de, bu husus Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile oluşan yeni hukuki durum da gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
a) Sanık hakkında mağdure Songül'ü kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünde TCK'nin 86/3-a madde fıkrasında (e) bendinin gösterilmemesi ve devamında TCK'nin 87/1-c, 87/1-son cümle md. uyarınca hüküm tesis edilmesi gerekirken, uygulama maddesinin aynı Kanun'un 87/2-son cümle md. olarak gösterilmesi ve takdiri indirim nedenlerinin uygulama maddesi olan TCK'nin 62/1 madde fıkrasının hükümde gösterilmemesi suretiyle CMK'nin 232/6 maddesine aykırı davranılması,
b) 5271 sayılı CMK'nin 324/1. maddesinde ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerinden sayılarak cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde bu giderlerin sanığa yükletilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki bir suç ile isnat edilen herkesin avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun olması halinde ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde re'sen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği yönündeki düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/5. maddesindeki usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı yönündeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı CMK'nin 324. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi arasında çıkan uyuşmazlıkta milletlerarası andlaşma hükmü olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği gözetilmeden, sanık için yapılan müdafiilik giderinin 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca kendisine zorunlu olarak müdafii tayin edilen sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesiuyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi gereğince, hüküm yargılama giderine ilişkin 7. fıkrasının hükümden çıkarılması ve yerine " Sanık ... yönünden zorunlu müdafiilik gideri olarak yapılan 301.00 TL. yargılama giderinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90/5. maddesi de gözetilerek hazine üzerinde bırakılmasına" cümlesinin , hükmün 4. bendine "TCK'nin 62. maddesi gereğince" cümlesinin, hükmün 2. Bendine TCK'nin 86/3-a madde fıkrası bendini takiben aynı yasa maddesi fıkrasının (e) bendinin eklenmesi ve yine bu maddeyi takiben " 5237 sayılı TCK'nin 87/2.fıkra" şeklindeki maddenin hükümden çıkartılarak yerine hüküm fıkrasının başına gelecek şekilde "TCK'nin 87/1-c ve 87/1-son maddeleri gereğince" cümlesinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/05/2016 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Muhalefet Şerhi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinin 3/c fıkrası dikkatlice okunduğunda bu maddenin içeriğinde suç işlemiş olan ve ceza ile cezalandırılmış olan kişilerin yani yargılama sonucunda mahkum olanların,yargılama aşaması boyunca kendilerine re'sen atanan avukatların yardımından ücretsiz yararlanacaklarını ileri sürmemektedir.
Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin 6.maddesinin 3/c fıkrasının başlık kısmında belirtilen “Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir.” cümlesinden anlaşıldığı gibi, yargılama aşamasında şüpheli olan veya bir suç ile itham edilen kişilerin aşağıdaki haklara sahip olduğunu beyan etmektedir.
AİHM'si yargılama aşaması boyunca ücretsiz adli yardımdan yararlanmış bir şüphelinin mahkumiyeti halinde Devletlerin bu kişiden hukuki yardım masraflarını isteyebileceğine karar vermiştir. CROİSSAN VE ALMANYA DAVASINDA: “Kızıl Tugaylar adlı terör örgütünün bazı üyelerinin avukatılığını yapmış olan başvurucu, bu bağlamda yürüttüğü bazı faaliyetler nedeniyle hakkında ceza davası açılmıştır. Başvurucu davanın başlangıcında kendi seçtiği iki avukat tarafından temsil edilmiş, bu avukatlar daha sonra başvurucunun talebiyle 'mahkeme tarafından atanmış avukatlar' olarak görevlendirilmişlerdir. Savcının talebi üzerine,üçüncü bir avukat daha tayin edilmiştir. Başvurucu yargılama sırasında mahkemenin tayin ettiği bu üç avukat tarafından temsil edilmiştir. Yargılama sonunda dava mahkemesi başvurucunun iki buçuk yıl hapisle hapsine, dört yıl avukatlık yapmaktan yasaklanmasına ve atanmış avukatların avukatlık ücretlerinin de ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu kararı temyiz ederek, ücretsiz hukuki yardım alma hakkı nedeniyle mahkeme tarafından atanan avukatların ücretlerini ödemesine karar verilmeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiaları kabul edilmemiştir”.
AİHM'si bu kararı ile yargı yolu aşaması boyunca bir suç ile itham edilen kişilerin bu haktan yararlanabileceklerini ancak, yargılama sonucunda suçlu durumuna geçen ve mahkum olan kişilerin ise atanmış olan avukatlık ücretlerini ödemesine karar vermiştir. Bu yargılama giderinin hükümlüden tahsil edilemeyeceği yolunda AİHM'sinin tek bir kararı bulunsaydı bu takdirde kanun koyucular 5271 sayılı CMK'nin 324 ve 330 maddelerini içeren yargılama giderleri bölümüne Baroca atanan müdafi ücretlerinin yargılama gideri olmadığına ilişkin bir fıkra eklerlerdi.
Örneğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin 3/e fıkrası gereğince “Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanır.” fıkrası nedeniyle AİHM'si... ve Federal Almanya davasında “ücretsiz çevirmen sağlama yükümlülüğü mutlaktır. Sanığın ödeme gücünün olup olmamasının bir önemi yoktur. Sanık için bir çevirmen sağlanması ceza adaleti sisteminin düzenlenmesi içinde devletten beklenen bir adımdır. Sanık mahkum olduğu takdirde bile çeviri masrafını ödemeye zorlanamaz.” şeklindeki kararı karşısında kanun koyucular 5271 sayılı CMK'nin 324.maddesine 5. fıkrayı eklemişlerdir.
CMK'nin 324.maddenin 5. fıkrası aynen şöyledir. “Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.”
Kanun koyucular, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13/1.maddesine bir cümle ekleyerek, bu avukatlık ücretinin yargılama gideri olduğunu kanun metnine dahil etmişlerdir. “Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile ödenecek ücret Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret yargılama giderlerinden sayılır.”
Anayasa Mahkemesinin 12.03.2009 tarih 2007-43 esas, 2009-51 sayılı kararın içeriğinden anlaşıldığı gibi Baro tarafından görevlendirilen müdafi ücretinin yargılama gideri olarak dava sonunda hükümlüden tahsili gerektiğine karar vermiştir.
Kanun koyucular Baro tarafından görevlendirilen müdafi ücretini yargılama gideri olarak kabul ettiklerine ve buna ilişkin yönetmelik çıkardıklarına göre dosyamızda yargılama gideri olan müdafi ücretinin de dava sonucunda mahkum olan sanıktan tahsili gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.