MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasına dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin uygulanmaması, hak yoksunluğunun kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olması ve bu hususun infaz aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Yaralama suçundan, sanığın olay tarihinde eşi olan mağdur ile tartıştıkları, karşılıklı olarak birbirlerini yaraladıkları olayda; Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238-367 sayılı kararına göre, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespitine çalışılarak çalışılarak sonucuna göre sanık lehine TCK'nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmemesi,
2) Sanığın hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.09.2015 gün ve 2015/412 Esas, 2015/286 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanığın nüfus müdürlüğüne müracaatla bir belgeye dayanmayan sadece beyanına göre suç tarihindeki resmi nikahlı eşi ... (...)'ın sanık ile evlenmeden önce başka bir erkekten olan Devrim isimli çocuğunu kendi üzerine nüfusa kaydettirmekten ibaret eyleminin, TCK'nin 231. maddesindeki soybağını değiştirme suçu kapsamında kaldığının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan sonuç ceza miktarı yönünden CMUK'un 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükümlerin bu sebeblerden 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.