MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK'nin 231/12. maddesi gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir” hükmü gereğince kararın temyiz kabiliyeti olmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdur ...'i kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Suça sürüklenen çocuğa isnat edilen 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği gözetilmeksizin talimat yoluyla aldırılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Uygulamaya göre;
b) Sanığın eylemi neticesinde mağdurun yüzünde sabit iz oluşması nedeniyle yasa maddelerinin tatbiki sırasında TCK'nin 86/1, 86/3-e maddelerine göre verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nin 87/1-d, son maddesi gereğince 1 kat artırım yapılarak 2 yıl 12 ay hapis cezası olarak belirlenip sonuç ceza olarak 5 yıldan az olamayacağı da göz önüne alınarak 5 yıla çıkartılması gerekirken, yazılı şekilde TCK'nin 86/1 ve 86/3-e maddelerine göre uygulama yapıldıktan sonra TCK'nin 87/1-son maddesine göre doğrudan 5 yıl hapis cezası olarak tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02/05/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY=Sanığın aksi ispat edilemeyen savunmasına göre mağdurun ve diğer mağdurun saldırısı üzerine atılı suçu işlediğini beyan etmesi karşısında TCK 29. maddesinde düzenlenen tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeni ile kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemiz Sayın Başkan ve Üyelerinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.