MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığın eylemine uyan TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddeleri kapsamındaki nitelikli yaralama suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı gözetilerek, hükmün tefhim edildiği 04/02/2014 tarihli oturumda sanık müdafiinin hazır bulundurulması gerekirken, sanık müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle CMK'nin 150/3, 151/1, 188/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi ile halen yürürlükte bulunan 308/5. maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2)Sanığın, tanıklara vurmaya çalışırken araya giren ve sanığa yönelik tahrik oluşturan bir davranışı bulunmayan mağduru yaralama eylemini olası kastla gerçekleştirdiği kabul edilmesine göre Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2014 tarih, 2013/441 Esas ve 2014/123 sayılı kararında belirtildiği üzere, uygulanma imkanı bulunmayan TCK'nin 29. maddesi gereğince haksız tahrik hükümlerinin uygulanması,
3)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sonuç ceza miktarı yönünden CMUK'un 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükmün bu sebeblerden 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.