MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Dairemizin sanık ... hakkındaki 24.09.2013 tarih ve 2012/31866 esas 2013/32017 karar sayılı ONAMA kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 14.06.2016 tarih KD-2014/186767 sayılı itiraznamesi ile;
“ Mağdurda meydana gelen kemik kırığı nedeniyle, mahkeme tarafından sanık hakkında TCK'nun 86/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza TCK'nun 87/3. maddesi ile artırılırken, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi hükmü uyarınca 5237 sayılı TCK'nun 87/3. maddesinin 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı yasa değişikliğinden önceki ve sonraki düzenlemeleri karşılaştırırken, kemik kırığının derecesine göre TCK'nun 3 ve 87/3. maddeleri gereğince orantılılık ilkesinin gözetilmeyerek makul oranda artırım ve bunun sonucunda doğru karşılaştırma yapılmadığı, ayrıca olayda sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği"nden bahisle onama kararının kaldırılarak mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği belirtilmek suretiyle Dairemiz ONAMA ilamının kaldırılarak hükmün BOZULMASI talebiyle dosyanın, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete yayınlanarak yürülüğe giren 6352 sayılı yasanın 99. maddesiyle ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler hükmü uyarınca itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2- Sanık ... hakkında yaralama suçundan Dairemizin 24.09.2013 tarih ve 2012/31866 esas 2013/32017 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Mağdurun hükme esas alınan 05/05/2009 tarihli adli raporunda mağdurdaki kemik kırığının derecesinin orta olduğu bildirildiği halde belirtilmediği anlaşılmakla; mağdurun yeniden adli raporu aldırılarak kırık derecesinin tespit edildikten sonra; 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesindeki 5560 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki ve sonraki hallerinin karşılaştırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık ve müdafiinin aşamalarda alınan beyan ve ibraz ettikleri dilekçelerinde müştekinin aldığı akaryakıt karşılığında sanığa çalıntı (sahte) çek vermesi, yüklü miktarda borcunu ödemeyeceğini söyleyip sürekli süre isteyip, verilen süre sonunda da borcunu ödemeyerek sürekli sanığı oyalayarak zor durumda bırakması dikkate alınarak sanık lehine TCK'nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
c) Sanık hakkında TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/3. maddelerine göre hükmedilen 3 yıl 9 ay hapis cezasından TCK'nin 62. maddesince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin mahkemece yazılı şekilde 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmek suretiyle eksik ceza tayini,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanığın CMUK'un 326/son maddesine göre kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca itiraznameye uygun olarak BOZULMASINA, 26/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy