Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 740,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2016 tarihli ve 2015/442 Esas, 2016/272 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 01.11.2016 tarih ve 2016/9055 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.11.2016 tarih ve 2016/386673 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Anılan kararın diğer sanıklar yönünden temyiz edilmesi nedeniyle dosya aslının Yargıtay’a gönderileceği bildirildiğinden dosya sureti üzerinden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanığın kasten yaralama olarak belirlenen eylemini cezai yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde hapis ve adlî para cezalarının seçenekli yaptırım olarak öngörülmesi nedeniyle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesinde yer alan “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” hükmünün uygulanamayacağı cihetle, sanığın sorgusu yapılmaksızın hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; ... Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2016 tarihli ve 2015/442 Esas, 2016/272 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 07.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.