Kasten yaralama suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a-e, 29 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50/1-d maddesi gereğince, mahkûm olunan hapis cezası kadar kahvehane, okey salonları ve alkol tüketilen yerlere gitmekten yasaklanmasına yönelik tedbire çevrilmesine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 20/01/2015 tarihli ve 2014/575 esas, 2015/50 sayılı kararının infazı sırasında, sanığın davetiye tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne başvurmadığından bahisle karar verilmesi talebi üzerine, sanığın 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin önceki hükmün aynen infazına yönelik aynı Mahkemenin 04/06/2015 tarihli ve aynı sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 18.01.2016 tarih ve 2015/1090 – 4212 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.02.2016 tarih ve 2016/26892 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici madde 1/2. maddesindeki “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir. " şeklindeki düzenleme ve benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04/12/2013 tarihli ve 2013/29442-43742 sayılı ilamı karşısında, davetiye tebliğine rağmen tebliğ tarihinden itibaren on günlük süre içerisinde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne başvurmayan sanık hakkında, duruşma açılarak yargılama yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; ... Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2015 tarihli ve 2014/575 esas, 2015/50 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 08.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy