Basit yaralama suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2(2 kez), 29(2 kez) ve 62(2 kez), maddeleri uyarınca iki kez 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli ve 2014/452 Esas, 2015/123 sayılı Kararına karşı ... Bakanlığı'nın 06.11.2015 tarih ve 2015/23081 – 72565 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.02.2016 tarih ve 2015/369033 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; gerek olay yeri güvenlik kamera görüntüleri, gerekse de 09/04/2015 tarihli bilirkişi raporunda ilk önce...'nin sonra ise . ..'nin ...'a saldırması sonrasında ...'ın kendisini savunmak amacıyla karşı saldırıda bulunmuş olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 25/1. maddesinde yer alan ”(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez." şeklindeki düzenleme nazara alınarak sanığın eyleminin meşru savunma olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı Yasanın 309. maddesinde ... Bakanlığına, 310. maddesinde ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınan yasa yararına bozma başvuru yetkisi, hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlayan olağanüstü bir yasa yoludur.
Bozma nedenleri;
5271 sayılı Yasanın 223'üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
4’üncü fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise, bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Ancak hükümdeki her hukuka aykırılık, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararı uyarınca, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda, hâkimlerin takdir hakları alanlarına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar, bu olağanüstü yasa yoluna konu olamayacaktır.
Kanun yararına bozmaya konu edilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli ve 2014/452 Esas, 2015/123 sayılı Kararında; 5237 sayılı TCK'nin 232/1. maddesine göre verilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın yukarıda ayrıntıları ile gösterilen 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu anlaşılmakla;
... Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 13/04/2015 tarihli ve 2014/452 Esas, 2015/123 sayılı Kararda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 232/1. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararının mahkemenin takdir hakkı sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğinden bu hususun kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilmesi yerinde görülmediğinden, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2015 tarihli ve 2014/452 Esas, 2015/123 sayılı Kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE; 23.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy