Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/1, 265/3, 125/1-3-a, 43/2, 86/1, 86/3-c, 87/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis, 1 yıl 15 gün hapis ve 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2010 tarihli ve 2009/242 Esas, 2010/352 sayılı Kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, deneme süresinde işlenen suçtan dolayı verilen adli para cezasının miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına dair anılan Mahkemenin 12/12/2011 tarihli ve 2009/242 Esas, 2010/352 sayılı Ek Kararına karşı... Bakanlığı'nın 25.12.2015 tarih ve 2015/26924 – 85509 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29.01.2016 tarih ve 2015/426021 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05/05/2015 tarihli ve 2014/8-145 Esas ve 2015/145 sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231/11. maddesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün hangi şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacağı açıkça belirtilmiş olup, bu düzenlemeye göre hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması durumunda hükmün açıklanacağı, bunun için ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olduğu, ikinci suçun kesinleşme tarihinin öneminin bulunmadığı, ikinci suçun şikayete bağlı veya re'sen soruşturulan bir suç olmasının da sonuca etkili olmadığı, yine ikinci suçtan mahkumiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da öneminin bulunmadığı, kanun koyucunun ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli gördüğü, ikinci suçtan verilecek mahkumiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmediği, kanun koyucunun muradı farklı yönde
olsaydı, 5560 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile yapılan değişiklik öncesinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, denetimli serbestlik süresi içerisinde işlenen ikinci suçtan verilecek mahkumiyetin niteliği konusunda kısıtlayıcı hükmün Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. maddesinde de yer alması gerektiği, bu nedenlerle sanığın denetim süresi içinde işlediği kasıtlı suçtan verilen kesin nitelikteki mahkumiyet hükmü esas alınarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
... Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;... Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2011 tarihli ve 2009/242 Esas, 2010/352 sayılı Ek Kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 23.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy