MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1)Sanıklar hakkında müşteki ...'ı yaralama, sanıklar hakkında müşteki ...'i yaralama eylemlerinden kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık ...'in adli sicil kaydında daha ağır ceza içeren ilam yerine yazılı şekilde 5 ay hapis cezası içeren ilamın tekerrüre esas alınması, katılan ... hakkında...Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/11/2012 tarihli raporun kendi içinde çelişkili bulunması karşısında Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır
Sanık ...'in diğer sanık ... ile müşteki ...'i fikir ve eylem birliği içinde yaraladığına dair kabul ile TCK'nin 37. maddesi yollaması ile kurulan hükme ilişkin takdir ve değerlendirmede bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanıklar ... ve ...'ın iştirak iradesi ile birlikte müşteki ...'i yaraladıklarına dair kabul karşısında, sanık ... hakkında TCK'nin 86/3-e maddesi gereğince arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı kararı ile TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazının reddiyle hükmün kısmen istem gibi ONANMASINA,
2)Sanık ...'ın ...'ı yaralama eyleminden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'un 322. maddesi gereğince, hükmün TCK'nin 52/4. maddesinin uygulandığı paragrafından "ödenmeyen Adli Para Cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına ibaresinin çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.