MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında, 30.10.2007 tarih ve 2007/188 Esas - 2007/608 sayılı Karar ile 6136 sayılı Kanunun 13/1 ve TCK’nin 62 maddeleri gereğince verilen 10 ay hapis ve 370 TL adli para cezasından hapis cezasının, TCK'nin 50/1-a maddesi gereğince 6000 TL adli para cezasına çevrildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.05.2010 tarih ve 2010/451 Esas - 2010/6830 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi yönünden değerlendirilmesi gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, Ceza Genel Kurulunun 09/02/2016 tarih, 2014/71 Esas - 2016/42 Karar sayılı kararı gereğince sanığın 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı nedeniyle hapis cezasının TCK'nin 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi ve adli para cezasının 370 TL yerine 375 TL olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasından TCK'nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak, yerine “Ancak ilk hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiş
olup, aleyhe temyiz bulunmadığından ve bu durum sanık lehine 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği kazanılmış hak oluşturduğundan, sanığın sonuç olarak 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve adli para cezasına ilişkin “375” ibaresinin çıkartılarak “370” ibaresinin eklenmesine ve yine sanığın ekonomik ve şahsi hali göz önünde bulundurularak, sanığa verilen adli para cezasının TCK'nin 52/4. maddesi gereğince takdiren birer ay arayla 15 eşit taksitte tahsiline” fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık hakkında, silahla kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanık hakkında, 30.10.2007 tarih ve 2007/188 Esas - 2007/608 sayılı Karar ile 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, ve TCK 62 maddeleri gereğince verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının, TCK'nin 51. maddesi gereğince ertelendiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.05.2010 tarih ve 2010/451 Esas - 2010/6830 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi yönünden değerlendirilmesi gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle mahkemece açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, Ceza Genel Kurulunun 09/02/2016 tarih, 2014/71 Esas - 2016/42 Karar sayılı kararı gereğince sanığın 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkı nedeniyle hapis cezasının TCK’nin 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Taraflar arasında karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda kavganın başlangıcına hangi tarafın haksız hareketinin sebep olduğu hususunda netlik olmadığı tarafsız tanık da bulunmaması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,14.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy