MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Her ne kadar sanık hakkında tayin edilen adli para cezası tür ve miktarı itibariyle, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde gereğince kesin nitelikte ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/12/2010 Tarih, 2010/10-230 Esas ve 2010/264 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, “mahkûmiyete ek” olarak güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi dolayısıyla hükmün temyiz incelemesinin mümkün hale geldiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) 5271 sayılı CMK'nin 193 vd. maddelerindeki istisnai durumlar dışında, sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden; sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2) Sanık hakkında netice olarak adli para cezası tayin edilmesine karşın, TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, CMUK’un 326/ son maddesi gereği kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle istem gibi BOZULMASINA, 15.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.