MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın mağdur ...'ı silahtan sayılan bıçak ile, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.12.2008 tarihli raporuna göre, toraks sol tarafta aksiller hat ile mid klavikuler hat ortasında 8. kosta hizasında toraksa nafiz 3 cm kesi olduğu, ameliyata alındığı, sol anterior torakotomi yapıldığı, kalpte sol ventrikülde yaklaşık 5 cmlik kesici alet yarası olduğu, toraksa nafiz kesici delici alet yaralanması sonucu oluşan iç organ yaralanması ile yaşamını tehlike sokan bir duruma neden olacak şekilde yaraladığı olayda; sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, yara yeri ve niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin "öldürmeye teşebbüs" suçunun unsurlarını oluşturması ihtimali nedeniyle, delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) Sanık hakkında, Mahkemenin 02.03.2010 tarih ve 2008/770 Esas, 2010/179 Karar sayılı ilamla hükümlülüğüne, 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükmün kesinleşmesinden sonra kasıtlı yeni bir suç işlemesi nedeniyle mahkemesine yapılan ihbar üzerine, duruşma açılıp, yeniden hüküm kurulmuş ise de, temyize, Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilmek suretiyle Anayasanın 141/3. ve CMK'nin 34. ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
3) 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimse için verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim öngördüğü, bu oranlar arasındaki indirimin fiilin işleniş biçimine, sanığın hal ve davranışlarına, mağdurun söylediği kabul edilen sözlerin ve eyleminin haksızlık içeriğinin niteliğine, adalet duygularına, tüm dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan ve mağdurun haksız tahrik niteliğinde kabul edilen eylemi açıklanmadan yasada belirtilen en üst oranda indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 21.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.