MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Düşme, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ... müdafiinin 17.04.2015 havale tarihli, sanık ...'in 20.04.2015 havale tarihli temyiz dilekçeleri içeriklerinden hükümleri sanık sıfatıyla temyiz ettikleri anlaşılmakla, bu kapsamda yapılan temyiz incelemesinde;
1) Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan kamu davasının düşürülmesine dair hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdur ...'in sanık hakkındaki şikayetinden 16.04.2015 tarihli celsede vazgeçmiş olması ve duruşmada hazır bulunan sanık müdafiinin şikayetten vazgeçmeye karşı herhangi bir itirazının olmaması karşısında, kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine dair hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntem infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş ve bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın cezasından, "ilk haksız davranışın hangi taraftan kaynaklandığının saptanamaması" şeklindeki gerekçe ile 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca (1/4) oranında indirim uygulanması gerekirken, TCK'nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde (1/2) oranında indirim uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanığın, mağduru hem kemik kırığına hem de yüzde sabit ize neden olacak şekilde kasten yaraladığı olayda; birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede sevk maddeleri arasında 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesi gösterilmediği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden uygulama yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine muhalefet edilmesi,
c) Sanığın cezasından, "ilk haksız davranışın hangi taraftan kaynaklandığının saptanamaması" şeklindeki gerekçe ile 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca (1/4) oranında indirim uygulanması gerekirken, TCK'nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde (1/2) oranında indirim uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
d) Sanık hakkında TCK'nin 86/1, 87/1-c maddeleri uyarınca tayin edilen cezanın 3 yıldan az olması nedeniyle TCK'nin 87/1-son maddesi uyarınca 3 yıla çıkartılması gerekirken, sanığın eylemi 3. fıkraya giren hallerden olmadığı halde yazılı şekilde cezanın 5 yıla çıkartılması suretiyle fazla ceza tayini,
e) Sanık hakkında kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nin 53. maddesindeki hak yoksunlukları uygulanmamış ise de; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edildiği de nazara alınarak, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 21.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy