MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, 5271 sayılı CMK'nin 231/11. maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, sanığın gelmediği takdirde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içerir duruşma gününü bildirir çağrı kağıdının sanığın bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiği görülmüş olup, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. ve 31. maddelerine göre, sanığın mernis adresinde oturup oturmadığı veya mernis adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan aynı Kanunun 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedenleriyle tebligatın usulsuz olduğu anlaşılmakla, usulune uygun şekilde duruşmadan haberdar edilmeden hükmün açıklanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Sanık hakkında 25.02.2010 tarihli kararla kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2010 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içinde İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarih 2014/638 Esas - 2015/154 Karar sayılı ilamıyla TCK'nin 125/1, 62. maddeleri gereğince 1500,00 TL adli para cezası, TCK'nin 106/1-1, 62, 50. maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hakaret suçu yönünden kararın kesin olduğu, tehdit suçu yönünden dosyanın temyiz incelemesine gönderildiği, sanığın denetim süresi içinde işlediği ve ihbara konu TCK'nin 125/1. maddesinde tanımlanan hakaret suçu ile birlikte 106/1-1 maddesinde “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz” hükmü dikkate alındığında, suç tarihinde TCK’nin 106/1-1 maddesinin uzlaşma kapsamında olmadığı, bu suçla birlikte işlenen hakaret suçuna da uzlaşma hükümlerinin uygulanamadığı, oysa 6763 sayılı Kanun değişikliği ile tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşıldığından bu halde, söz konusu ihbar edilen ilamındaki suçlar yönünden kanun değişikliği kapsamında her iki suç yönünden, uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden sorularak anılan suçlar yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle Anayasanın 141. ve 5271 sayılı CMK'nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
4) Sanığın olay tarihinde beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak olan 9 yaşındaki oğlu mağduru yüz, omuz ve ayağından yaraladığı olayda, meydana gelen zararın ağırlığı ve birden fazla ağırlaştırıcı nedenin (TCK'nin 86/3-a, 86/3-b maddeleri) bir arada bulunması nedeniyle TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca verilen temel cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydı ile 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 30.05.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.