MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ...'in yokluğunda verilen kararın, dosyada bilinen son adresi yerine doğrudan mernis adresine tebliğe çıkartılması nedeniyle 09.03.2015 tarihinde yapılan tebliğ usulsüz olup sanık müdafiin öğrenme üzerine temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1) Sanık ... hakkında müştekiler ... ve ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik müşteki vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun'un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere, temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Anayasa'nın 141/3, CMK'nin 34. ve 230. maddelerine göre, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm delillerin, bu deliller sonucunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımların ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak kurulacak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanıkların hangi eylemlerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra, kabul edilen bu eylemlerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerektiği gözetilmeyerek, gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Soruşturma aşamasında beyanlarına başvurulan ve olaya ilişkin doğrudan görgüye dayalı bilgi sahibi oldukları anlaşılan tanıklar ..., ... ve ...'in beyanlarına başvurulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi,
c) Mağdur hakkında Balıkesir Devlet Hastanesinde görevli Plastik Cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporda, "alt dudakta hafif asimetri" bulunduğu belirtilmiş ise de; bu izin sözel diyalog mesafesinden, belirgin bir dikkat sarf etmeden ilk bakışta fark edilip edilmediği gibi hususlarda rapor içeriği yetersiz olup Adli Tıp kriterlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, mağdurun, tedavi evrakları, geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı, yüzde sabit iz niteliğinde değil ise basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği hususlarında rapor alınması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
d) İddianamenin anlatım kısmında sanıkların atılı suçu sopa ile işlediklerinin belirtildiği, mağdurun da kendisine sopa ile vurulduğunu iddia etmesi karşısında, adli rapor içeriği ve dosyadaki beyanlar bir bütün halinde değerlendirilerek, sanıkların eylemlerinin sabit görülmesi halinde, haklarında 5237 sayılı TCK'nin 86/3-e maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
e) Kalabalık iki grup arasında çıkan kavga sırasında sanıkların da yaralandıklarının anlaşılması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 - 238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
f) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
g) Mağdurun yüzünde sabit iz kalması nedeniyle sanıkların cezasında artırım yapılırken uygulama maddesinin TCK'nin 87/1-c maddesi yerine TCK'nin 87/1. maddesi olarak gösterilmesi,
h) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas - 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy