MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Gerekçeli karar başlığına müştekinin adı, soyadı ve kimlik bilgileri yazılmayarak 5271 sayılı CMK'nin 232/2-b maddesine muhalefet edilmesi,
2) Sanık hakkında dava konusu suç ile ilgili olarak daha önce CMK'nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duruşma açılıp hükmün açıklanmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuş ise de; temyize konu olan ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK'nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılması,
3) Alaşehir Devlet Hastanesinin müşteki hakkında düzenlenen olay tarihli geçici raporunda, psikolojik etkilerinin değerlendirilmesi açısından kesin raporun psikiyatri hekimi tarafından verilmesinin uygun olduğunun belirtilmesine rağmen, müştekinin yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alındıktan sonra sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Sanık ...'ın aşamalarda, müştekinin kendisinin üzerine yürüyerek yüzüne yumruk attığını beyan ettiği, Alaşehir Devlet Hastanesinin sanık hakkında düzenlenen 10.09.2013 tarihli adli raporunun bu durumu doğruladığı, olayı gören tanık beyanın da olmadığı anlaşılmakla, ilk haksız hareketin kimden kaynaklanadığının kesin olarak belirlenemediği durumlarda, CGK'nin 22.10.2002 tarih 2002/4-238 Esas ve 2002/367 sayılı kararı gereğince şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de ;
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 1412 Sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.