MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyada mevcut temyiz dilekçelerinin incelenmesinde, sanıklar ... ve ...'in sanık sıfatı ile kendileri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz ettikleri; katılan sanık ...'in ise hem sanık sıfatı ile kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini hem de kendisine yönelik işlenen suçlar nedeniyle kurulan hükümleri katılan sıfatı ile aleyhe temyiz ettiği; yerel mahkemece sanık ... hakkında ...'ya karşı kasten yaralama, sanık ... hakkında...'e karşı hakaret ve tehdit, sanık ... hakkında ...'e karşı kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan beraat hükümlerinin ise taraflarca temyiz edilmediği anlaşılmakla, aşağıdaki hükümlerle sınırlı olarak yapılan incelemede;
1) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılanın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanık hakkında silahla basit yaralama suçundan TCK'nin 86/2, 86/3-e maddeleri gereğince kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama sonunda, TCK'nin 86/3-e maddesinin uygulanma koşularının oluşmadığı kabul edilerek sanığın sadece TCK'nin 86/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı suçun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince sanık ve katılan arasında uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
Kabule göre de;
b) Karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşen olayda, iki tarafın da olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, mahkemenin de hükmün gerekçesinde kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediğini belirttiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas -367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
3) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşen olayda, iki tarafın da olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, mahkemenin de hükmün gerekçesinde kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediğini belirttiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın ve katılanın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanığın üzerine atılı suçu kardeşine karşı silahla işlediği olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşen olayda, iki tarafın da olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, mahkemenin de hükmün gerekçesinde kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediğini belirttiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Daireleri'nin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
5) Sanık ... hakkında müşteki ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Müşteki hakkında... Devlet Hastanesinde görevli Ortopedi uzmanı tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporda, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu belirtilmesine rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesi yerine TCK'nin 86/2. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b) Sanığın üzerine atılı suçu kardeşine karşı silahla işlediği olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, temel cezaya hükmedilirken TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşen olayda, iki tarafın da olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, mahkemenin de hükmün gerekçesinde kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediğini belirttiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas -367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
6) Sanık ... hakkında katılan ...'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, katılan hakkında düzenlenen adli raporda, vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olduğu belirtilmesine rağmen, TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/3)oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
b) Karşılıklı yaralama şeklinde gerçekleşen olayda, iki tarafın da olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, mahkemenin de hükmün gerekçesinde kavgayı başlatan ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediğini belirttiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy