MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresi olduğunun, yokluğunda verilen gerekçeli kararın sanık adına mernis adresine tebliğe çıkartıldığının ve 21.06.2014 tarihinde tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre sanığın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim ederek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken bu işlemler yapılmadan, sanığın mernis adresinde oturup oturmadığı veya mernis adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden doğrudan aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından sanığın eski hale getirme isteminin kabulü ile temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1)Mahkemece "Her ne kadar ...'nun vücudunda kesiler ve kosta kemik kırığı tespit edilmiş ise de bunların katılan ...'ın yazıhanenin penceresini kırması ve buradan çıkmak isterken düşmesi sonucunda gerek kırık cam parçalarının etkisi ile gerekse düşmesinin etkisiyle oluşmasının muhtemel bulunduğu ....sanık ...'ın etkileri basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde Bilal tarafından yaralandığının kabulü gerektiği" gerekçesiyle sanığın 86/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar vermiş ise de katılanın düştüğüne dair dosyada herhangi bir beyanı olmadığı gibi, yaralanmaya dair bulguları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, aralarında önceye dayalı husumet bulunan katılan ... ve arkadaşları bir tarafta sanık ... karşı tarafta olmak üzere barda karşılaştıkları, çıkan tartışma sonrası meydana gelen kavgada, fikir ve eylem birliği içinde katılanın adli raporda belirtilen şekilde nitelikli yaralandığı ve gerçekleşen
bu sonuçtan sanığın TCK'nin 37. maddesi uyarınca sorumlu tutularak 5237 sayılı TCK'nin 86/1. ve 87/3. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile basit yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak kaydı ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26.09.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.